Mevlid
Kandili ne anlama gelir, Mevlid Kandilinin önemi nedir, Kutlu Doğum
ne demektir, Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili, mevlit kandili, mevlüt
kandili Mevlüd kandili, Mevlit kandili neden kutlanır, Mevlid
Kandilinin Anlamı, Mevlid Kandili ne demek, Mevlid Kandili
Nedir Ne Zaman Kutlanır
Mevlid Kandili ne anlama gelir
Mevlid Kandilinin önemi nedir
Kutlu Doğum ne demektir
Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili

Sevgili Peygamberimiz (sas) in dünyaya teşrif ettikleri [20 Nisan 571, Pazartesi] Rabiülevvel ayının 12. gecesidir ki buna Mevlidi Nebi [Kutlu Doğum] denir. Kâinat ve beşeriyetin yüzyıllardır yolunu gözlediği o Peygamberler Peygamberinin doğum günüdür bugün.
Hz. İbrahimin duası, Hz. İsânın müjdesi ve dedesi Abdülmuttalip ve
annesi Âminenin rüyasıdır. Fil vakası onu haber verdi. Doğduğu gece
irhasât denilen bir takım olağanüstü hâdiseler cereyan etti.
Dünyanın doğusunu ve batısını aydınlatan bir nur görüldü. Sâve Gölünün
suları bir anda çekiliverdi. Ateşe tapanların bin yıldır aralıksız
yanmakta olan ateşleri hiç sebepsiz sönüverdi.
Asırlardır kupkuru olan Semâve Vadisi, seller altında kaldı. Gökyüzünden
onlarca yıldız kaydı. Kisrânın saraylarından ondört burc kendiliğinden
yıkıldı. Kâbedeki putların pek çoğu baş aşağı devrildi.
Şeytân, ölesiye çığlık kopardı. Daha ne gizemli olaylar iç içe ve peş
peşe yaşandı. Nasıl yaşanmasındı ki Kâinatın Efendisi, İnsanlığın
İftihar Tablosu Hz. Ahmedi Mahmudu Muhammed Mustafa (sas) dünyaya teşrif
ediyorlardı. Bütün varlık Onu ayakta karşılamıştı.
Doğum ânı öncesi hanei saadetleri nurla doldu, yıldızlar evin üzerine
salkım salkım dökülecekmiş gibi aktı.96 Seher vaktiydi. Bir ara Âmine
validemizin kulağına müthiş bir ses geldi. Korkudan eriyecek gibi oldu.
Bir de ne görsün? Bembeyaz bir kuş peydahlandı ve yanına geldi; sonra da
kanatlarıyla Âminenin sırtını sıvazladı. Ne korku kaldı, ne kaygı. Yine
doğum öncesi başka bir nur gözüktü. Âmineye bu nur ile Şamın saray ve
köşkleri gösterildi. Kendisine ak bir kâse içinde şerbet sunuldu. İçer
içmez de muhteşem bir nur bulutu kendisini sardı.
Tam o esnada mukaddes doğum gerçekleşti. O sıra ebesi Şifa Hatun gizemli
bir ses duydu: Allahın rahmeti, Onun üzerine olsun! diye. Hattâ Rum
diyarının bazı sarayları bile görünmüştü kendisine. Maşrık ile mağrib
arası nurlara boğulmuştu. Annesinin anlattığına göre: Doğuda, batıda ve
Kâbenin üzerinde bir bayrak gördüm. Doğum tamamlanmıştı. Yavruma baktım,
secdedeydi. Parmağını da göğe kaldırmıştı. Hemen bir ak bulut inip onu
kapladı. Şöyle bir ses işittim: Doğuları ve batıları dolaştırın,
deryaları gezdirin. Tâ ki mahlukât Muhammedi ismiyle, sıfatıyla,
sûretiyle tanısınlar! Biraz sonra da bulut gözden kaybolup gitti.
Hz. Âdemden başlayarak devirlerden devirlere, aileden aileye intikal ede
ede gelen o Biricik Nur, artık vücud sahnesinde varlık bulmuştu.
Efendimizin Allahın ilk yarattığı şey, benim nûrumdur. dediği kendi
Nuru, beden giymiş, görünür hâle gelmişti. Her çocuk doğunca yere
düşerken, o ise ellerini yere dayamış, önce secde edip sonra da başını
ve parmağını semaya kaldırmıştı.
Doğduğunda sünnetli ve göbek bağı kesilmiş vaziyetteydi. Sırtında, iki
kürek kemiği arasında, tam kalbinin hizasında peygamberlik mührü Hâtemi
Nübüvvet vardı. Dedesi Abdülmuttalip adını Muhammed koymuştu. Övülen
demekti. Zira onu Allah övmüştü; melekler, insanlar ve cinler de
övecekti.
Sonra o Nur topunu alarak Kâbeye götürdü ve Allaha duada bulundu: Bana
bu temiz çocuğu ihsan eden Allaha hamdolsun! dedi. Nasıl ki insanlara ve
cinlere sonsuz mutluluğun yollarını gösterecek Nebi dünyaya teşrif
edince bütün varlık ayağa kalkmıştı. Teşrifinden asırlar sonra da Doğdu
ol saatte ol Sultânı Dîl / Nûra gark oldu semâvât ü zemîn S.Çelebi
deyince mevlidhânlar, benzeri bir heyecanla Müminler Hoş geldin ey Kutlu Nebi!
mânâsına ayağa kalkmaya devam ediyorlar. Bir edep anlayış ve göstergesi
olan bu hürmet ve tazimlerini, Ona arz etmeye çalışıyorlar.
Efendimizin terakki çizgisinin müntehası Mirâc, başlangıcı da Mevliddir. Bu kutlu gecede S. Çelebinin Mevlidi Nebisi gibi, Peygamber aşkını körükleyen natı şerifler, mevlidler okunmalı.
Hafızlar, Kur'ândan Peygamberimizin adının geçtiği aşirleri
seslendirmeliler. Hem yetim, hem öksüz yetişen o Nebinin doğum günü
vesilesiyle öncelikle yetimler ve öksüzler sevindirilmeli, yoksullara
ziyafetler verilmeli. Kutlu doğum hakkında yazılmış kitaplar ve
makaleler bir kere daha topluca okunmalı. Onu anlatan sohbetler
dinlenmeli.
Bol bol salât ü selâmlar getirilmeli. Gözümüzün Nuru, Gönlümüzün Sürûru
Efendimiz Hazretlerinin doğum günü münasebetiyle bizlere düşen
vazifelerin ön önemlisi ise, herhalde Onu her yönüyle daha iyi anlamaya
ve Onun, insanlığa tebliğ ettiği esasları kavramaya çalışmak olmalıdır.
Fakat kutlu doğumu, aynı zamanda kendi doğumu olan İslâm dünyası,
o Nevrûzu Sultânîyi lâyıkı vechiyle tesîd edememektedir. Hz. İsanın
doğumun bütün dünyada noel, paskalya ve daha başka yortu ve
karnavallarla kutlanılması ölçüsünde, bu Kutlu Doğum'un en azından ümmet
içinde olsun Ona ve Onun mesajına yaraşır biçimde tesîd edilmesi, bir
vefa borcu olmanın ötesinde İslâmın ruhundaki Hz. Muhammede muhabbet ve
hürmet emrinin bir gereği olsa gerektir...
|