Ana Sayfa  Sohbet  Video  Şarkı Sözleri  Sağlık  HikayeLer  Arama Site Map İletişim

Menü

   Ana Sayfa
   Sohbet Sitesi
   Chat KanaLı
   CanLı Sohbet Çet
   Video
 Ask HikayeLeri
 Bebek isimLeri ( Erkek )
 Bebek isimLeri ( Kiz )
 Bedava Chat
 Bedava FiLim izLe
 Biyografi
 Burçlar
 CanLi TeLevizyon izLe
 Cilt Bakimi
 CinseLik
 Dini isLam BöLümü
 Dizi izLe
 DuygusaL Müzik Video
 GeLinlik ResimLeri
 Gercek HikayeLer
 Gercek itirafLar
 GüzeL SözLer
 HaberLer Sayfasi
 Hava Durumu
 iL iL Türkiyemiz
 istanbuLu Ankarayi CanLi izLe
 Kadin SağLigi
 Komik Fikralar
 Komik ResimLer
 Komik VideoLar
 Komik Yazilar
 Korkunç Araba KazaLari
 Kürtçe Müzik Video
 Magazin HaberLeri
 Manken Resimleri
 Mp3 Video 2011 KLibLer
 Msn Messenger
 OyunLar Yaris Oyunu
 ProgramLar
 ResimLer
 Rüya TabirLeri
 SagLik YaSam
 Sarki SözLeri
 SiirLer GüzeL SiirLer
 SiirLi ResimLer
 Siteme Sohbet EkLe
 Sms Cep TeLefon SözLeri
 Sohbet Chat SiteLeri
 Spor HaberLeri
 TakimLar
 Video
 Video KLip izLe
 Yemek Tarifleri
 Örgü Çesitleri
    İletişim

 Nevroz Nedir, Nevroz Ne Zaman, Newroz Neden Kutlanir, Newroz Sarkilari

Okunma

261

Nevroz Nedir, Nevroz Ne Zaman, Newroz Neden Kutlanir, Newroz Sarkilari, 21 Mart Baharın Gelişi Newroz Bayramı Ne Demektir İnsanlar İçin, ( Nevruz ) Newroz Bayramı İle İlgili Yazılar Sözler Ve Mesajlar. Newroz Bayramı



“Kürdistan alanlarında İslamiyet öncesinde ‘Zerwan’ takvimi kullanılırdı ve insanların yaşamları tabiatla uyum ve ahenk içerisinde idi. Aylar gökyüzündeki aya göre hesap edilir.“



Kürdistan halkı ile ilgili yaptığım araştırmalarda, Kürtçede ‘yeni gün’ anlamına gelen ‘nû roj’ anlamından kaynaklanan Newroz bayramının, Kürt halkının geleneksel en büyük bayramı olduğu, çok eskiden beri anlamına ve içeriğine uygun kutlandığı anlaşılmaktadır. Bu konudaki en eski yazılı anlatım, ‘Babil’in tanrısı Marduk’un dünyayı, tabiatı ve canlıları var veya oluşturma ile diriliş mitolojisidir. Bu mitolojide tabiat güçleri tanrılarla sembolize edilerek, onların birbirleri ile olan mücadeleleri ya da savaşımları konu edilir ve anlatılır. Bu mitolojiyi ‘Kürdistan’da dini inançlar ve etkileri’ adlı eserimde genişçe anlatmıştım. Burada tekrar etme gereği duymuyorum. 

Bu anlatımda Babil tanrısı olan Marduk’un, kötü olarak belirlenen tanrıça Tiamat ile savaşımı ve onu yenip öldürmesinden sonra, onun gövdesinden tüm dünyayı yarattığı anlatılmaktadır. Gökyüzünü, yıldızları, ayı, yılı ve yeryüzündeki dağları, suları yarattığı gibi, bunların arasındaki ahengi de sağladığı belirtilir. İnsanları yaratan tanrı Ea’nın da hükümdarı olduğu vurgulanmaktadır. Babil’de tanrı Marduk güneş olarak sembolize edilip, yeryüzünde ve sularda canlıların yaşam kuvvetini veren, baharda tabiatın yeniden canlanış gücünü sağlayan, soğuk ve karanlık ile sıcak ve aydınlığın savaşımında, baharda sıcağın ve aydınlığın kazanma gücünü sağlayan olarak kabul edilir. 

Babil’in yapılış günü olarak gündüzün ve sıcaklığın, soğuk ve karanlığa galip geldiği; tabiatın uykudan uyanarak canlanıp dirildiği gün olarak baharın başlangıcı ve yılbaşı kabul edildiğinden, bu gün çok eskiden beri Babil ve çevresinde en büyük bayram olarak kutlanıyordu.

Günümüzde Kürdistan halkı arasında anlatılan diğer bir anlatım ise şöyledir: 
“Hicret’ten 1234 yıl evvel tüm Kürdistan’a Dehak isimli çok zalim bir kral hükmederdi. Dehak bir kayanın başında çok sağlam yaptırdığı bir kalede otururdu. Bu kral pek çok vahşi hayvan ve yılan beslerdi. Kendisi gençlerin beyinlerini yediği gibi hayvanlarına da yedirirdi. Kralı olduğu Kürdistan halkına, her gün yenilmek üzere hazırlanmış gençlerin beyinlerinin kalesine getirilmesini emretmişti. Bu emre uyan Kürdistan halkı, her gün için kralın kalesine gençlerin beyinlerini ***ürmeye devam ediyordu. Bir süre sonra halk, bu insanlık dışı beslenme olayını aksattı. Dehak askerlerine, emirlerine uymayan halkı toplayıp kaleye getirmelerini emretti. Böylece halk askerler tarafından toplanıp kaleye ***ürüldü. Kalede halka işkenceler yapıldı ve bir çoğu orada öldürüldü. Geriye kalanlara da her gün için yenmek üzere hazırlanmış çocuk beyini getirmelerini emretti. Bu olayda, halktan bir çoğu çocuklarını korumak istediklerinden dolayı öldürüldüler.

Bir süre sonra çocuklarının beyinlerini yenmek üzere hazırlayıp ***üren halk, sonraları çocuklarını kurtarmak üzere bir yol buldu. Çocuk beyni yerine, oğlak ve kuzu beyinlerini temizleyip ***ürdüler. Bu sırada Kral Dehak’ın askerleri halk arasında dolaşıp çocukların sayısını devamlı tespit ettikleri için, halk kurtardıkları çocuklarını dağlara kaçırdı ve orada askeri açıdan eğitti.

Bir gün temizlenerek krala ***ürülen beyinde bir kuzu tüyü çıktı. Bunun üzerine kral durumu anladı. Kral bundan sonra kendi askerlerinin, bizzat çocukları kesip beyinlerini hazırlayarak getirmelerini emretti. Bu emirden sonra, askerler çocukları keserek, beyinlerini Dehak’a ***ürmeye başladılar.

Durum böyle devam ederken, kralın oturduğu kaleden üç taş atımı mesafede olan bir köyde, Kawa adında bir demirci oturuyordu. Kawa kralın askerlerine silah ve diğer savaş araçları yapardı. Demirci Kawa da, yedi çocuğunun beynini krala yedirilmek üzere vermişti. Sıra son çocuğuna geldiğinde, krala karşı tavır aldı. Depolarında bulunan savaş araçlarını çevre köylülere dağıttı ve köylülere çocuklarını, mallarını alıp dağlara çekilme çağrısında bulundu. Bu çağrı üzerine birkaç saat içerisinde tüm köyler boşaldı. Kralın askerlerinin gözleri önünde bir anda köyler viraneye döndü. 

Kawa, dağlarda toplanan köylülere, zalim hükümdardan intikam alınmasını ve zulmüne son verilmesi gerektiğini anlattı. Zalim kralın zulmü altında ezilen köylüler, Kawa’nın bu önerisi üzerine kraldan intikam almak için yemin ettiler. Eskiden dağlarda eğitim yapan çocukları ile köylüler Kawa’nın önderliğinde birleştiler. Demirci Kawa’nın komutasındaki köylülerle savaşçılar iki gün sonra dağlardan inerek, zalim Dehak’ın kalesini sardılar. Bir düzine genç savaşçı gece gizlice kalenin kaya ve taş duvarına tırmandı. Kalenin nöbetçilerini öldürmelerinden sonra, kale duvarlarının önünde bekleyen köylü ve savaşçılara kalenin kapılarını açtılar. Açılan kalenin kapılarından en önde Demirci Kawa elinde bir mızrak ve kralın çığırtkanı için yaptığı kılıçla içeriye girdi. Arkasından da toplu olarak köylü ve savaşçılar girdiler. Kalede bulunanları, hayvanlarıyla beraber öldürmelerinden sonra, çok sağlam olan bu kaleyi ateşe verip, yaktılar. Köylüler ve savasçılar yakılan kalenin alevleri etrafında sabahlara kadar çalıp eğlendiler. Böylece Demirci Kawa yönetimindeki köylüler ve savaşçılar, zalim kral Dehak’ın yönetimini yıkarak, kurtuluşlarını kutladılar. Bu anlatımda belirtilen olayın olduğu 21 Mart 1234 Hicret’ten evvel tarihi, Kürt halkının kurtuluş tarihi olarak bilinir ve o tarihten beri büyük törenlerle kutlanır.”

Bu belirlenen tarih, miladi tarihe çevrildiğinde M.Ö. 612 yılına tekabül etmektedir. Yazılı belgelere göre 21 Mart 612’de Med’ler, Asur devletinin başkenti olan Ninova’yı aldılar ve bölgede zalim Asur yönetimine son vererek, bölge halklarının rahat nefes almasını sağladılar.

Yine 16. yüzyılda Şeref Han tarafından yazılmış olan Şerefname’de şöyle anlatılır: “Kürdistan’a hükmeden Dehak adında bir hükümdarın, her iki omuzunda birer yılan başı çıkar. Her bir yılana günde bir gencin beyni yedirilerek durdurulabilir. Sonraları yılana koyun beyni yedirilerek, gençler dağlara kaçırılır. işte bu dağlara kaçırılanlar sonradan Kürt halkını meydana getirdiler.”
Benzeri bir anlatımı Zerdüşt’ün yaşamı ile igili anlatımlarda da görmekteyiz. 
Bir anlatım da şöyledir: “M.Ö. 600 yıllarında Ari halkının büyük bir kesimini ve Horasan alanını hükümranlığında bulunduran kral Argaspa, son derece barbar ve zalimdi. Baktra’dan kral Argaspa, vahşi, barbar ve göçebe Turanileri yönetiyordu. Burada yaşayanlar sarı renkli, çekik gözlü ve geniş alınlı idiler. Bunların fıziksel yapıları ile Arilerin fıziksel yapıları tezat teşkil ediyordu. Sarayın önünde taş merdivenlerden kral Argaspa’nın dev sarayı olduğu anlaşılıyordu. Sarayındaki tahtının yanları birbirine sarılmış vaziyette iki dev yılanın motiflerinden oluşuyordu. Taştan oyulmuş olarak yapılmış olan bu yılanların sembolize edilmesi, kral Argaspa’nın yılanları ve hayvanları sevdiğinin işaretiydi.

Turaniler, cılız yanan ateşin başında vahşice bağrışıyorlar ve zıplıyorlardı. Gecenin yarısı yaklaşınca sesler kesildi ve sonra trampet sesleri arasında yanındaki kapıdan kral Argaspa göründü. Argaspa merdivenlerden tahtına çıkarken, Turanilerin çalgıları çılgınlaşarak devam ediyordu. Argaspa tahtına çıkınca tahtına oturdu ve bir heykel gibi hareketsiz durdu. Çalgılar susunca herkes sessizleşti. Siyah giysili olan kral Argaspa yerinden kalktı. Sol elinde bir sopa, sağ elinde bir kırbaç vardı. Bu siyah heykel kötülerin ve kötülüklerin tanrısı olan Angra Mainyu’nun baş inanç adamı idi. 

Bu arada Turaniler, odun korlarından bir kazan dolusu ateşi getirip kralın önüne bıraktılar. Tapınaktaki iki dev yılan sürünerek dolaşmaya başladı. Bu dev yılanların başlarında boynuzları vardı ki, bunlar da kral Argaspa’nın sopasının başındaki oymalarla sembolize edlmişlerdi. Sonra Turanilerin kanla doldurup getirdikleri leğenin yanına bu dev yılanlar uzandı.

Çok yüksek sesle olmayan bir kadın bağırması sonrasında, iki Turani hizmetkar tarafından kolları arkasından bağlanmış ve yarı çıplak bir kadın salona getirildi ve itilerek yere düşürüldü. Kadının beyaz olan teni kana boyanmıştı. Kral Argaspa, Elbruz dağlarının bu onurlu kızını, yemeleri için ‘yılana atacağız’ diye bağırdı. ‘Fakat onu ganimet olarak da verebilirim. Kim yılanların leğenine kanını akıtırsa ve kafasını benim ayaklarımın altına istediğim sürece koyarsa ona veririm’ dedi. Tam bu sırada siyah giysili ve saçları olmayan bir Turani öne çıkıp kamayı koluna sapladı ve leğene kanı akmaya başladı. Sonra eliyle yarayı tutarak, taht merdivenlerinden çıktı, diz çöküp, kafasını kral Argaspa’nın ayaklarının altına koydu. Kral Argaspa, ‘Biz yılanların yeme oyunundan vaz geçelim. Kız senindir, onu al ***ür’ dedi.” Görüldüğü gibi burada da zulüm, barbarlık, kötü ve kötülük; siyah ve yılanlarla sembolize edilmektedir. Kral Argaspa’nın devleti; kısa bir süre sonra Zerdüşt öğretisinin bölgede etkinlik kazanması ve Horasan alanlarında Kawi Wistaspa’nın yönetimindeki alanlardan eğitilen güçlerle, Zerdüşt’ün oğlu Maidya önderliğinde yıkılıp ortadan kaldırıldı.

Burada geçen ‘Ari’ halkından kasıt, güneş ve ateşe inanıp kutsayanlardır. Kürtçede ‘Ar’ ateşe verilen isim olup, sonuna gelen ‘i’ harfi ise mensubiyetini ifade etmektedir. Yani, ateşe veya güneşe inananlar anlamında kullanılmaktadır. Bu duruma göre güneş ve ateş inancı bölgede üçüncü Zerdüşt öncesinde vardı. Bunu üçüncü Zerdüşt de anlatımlarında belirlemektedir. Ari’lik bir ırkı değil, ateş ve güneşi kutsayıp onlara inanan bölgedeki bir inanç topluluğu olduğunu ortaya koymakta ve bu anlamda kullanılmaktadır. Bu nedenle Newroz bölgede eskiden, yani İslamiyet öncesinde Ari olarak bilinen Uygur Türkleri, Afganistan, Horasan, Acem (şimdiki İran) ve Kürdistan alanlarındaki halklar tarafından tüm aşınma ve zayıflamalara, farklı anlamlandırmalara rağmen kutlana gelmiştir. Kürdistan’ın genelinde ve özellikle de Aleviler arasında kışın sonlarında üç gün oruç tutulur. Buna “Xizir orucu” denilir. Oruç tutulmaya başlandığında ocağa büyük bir odun kütüğü konulur ve yakılır. Bunun üç gün süresince yanması gerekir. Bunun erken sönmesi, yani üç günden önce sönmesi, uğursuzluğa işaret kabul edilir. Üçüncü günün akşamında bu odun kütüğünün közleri ile pişirilen köme veya diğer yiyeceklerle oruç açılır. Alevilerin bu süreçte yaptıkları cemlerine “Xizir cemleri” denilir. 

Kürdistan alanlarındaki inanışa göre Xizir, dara düşenin yardımına yetişen, bereket, sağlık ve mutluluk veren manevi bir kişiliktir. O gün evlerde yiyeceklerin üzerleri düzeltilir, ev temizlenir ve ikinci gün Xızır’ın eve gelmiş olduğunu anlayabilmek için bir iz veya işaret aranıp bulunmaya çalışılır. Yine bu günde çocuklar kendi aralarından birine sakal takar, göbeğine birşeyler bağlar, karınını şişirip ‘Xizirê Kal’, yani yaşlı Hızır’ı sembolize ederler. Köyde ev ev dolaşıp şöyle bir dize söylerler: 

Serê salê, binê salê, 
Xizir hat wê malê, 
Bidin sadakê kalê, 

(Yıl başı, yıl sonu
Hızır bu eve geldi,
İhtiyarın sadakasını verin.) 

Bu dizelerle, bu günün yılbaşı olduğunu söylemiş olurlar. Böylece ev ev dolaşan çocuklar evlerden topladıklarını bir evde beraberce pişirip yer ve eğlenirler. Yine Kürdistan halkı arasında yılbaşı olarak kabul edilip anlatılan “Cemre” -Kürtçe’de buna “Khoz” deniliyor; khoz, kor veya ateş parçası anlamına gelir - olayı vardır. Cemre, yani Khoz yılbaşından iki hafta önce harekete geçer ve önce havaya düşer. Ateş havayı ısıtır. Bir hafta havada kaldıktan sonra, bu defa suya düşer, suyu ısıtır. Bir hafta suda kaldıktan sonra, toprağa düşer, toprak ısınmaya başlar. Toprağın ısınmaya başlaması ile tabiatta yaşam, kış uykusundan uyanır, dirilerek, canlanmaya başlar. İşte bu toprağa düştüğü günde “yer, gök bir oldu” denilir. Böylece gece ile gündüzün eşitlendiği anlatılmak istenir. Bu gün baharın başlangıcı ve yılbaşı olarak kabul edilir.

Kürdistan alanlarında İslamiyet öncesinde “Zerwan” takvimi kullanılırdı ve insanların yaşamları tabiatla uyum ve ahenk içerisinde idi. Aylar gökyüzündeki aya göre hesap edilir. Newroz da gece ile gündüzün eşitlendiği, Cemre’nin toprağa düştüğü, Xizir’ın geldiği ve baharın başladığı gün ve aynı zamanda yılbaşıdır. 

Bu ise bölge koşulları ve tabiata göre hesaplandığında söz konusu gün esas olarak 21 Mart’a değil, 9 Mart’a denk gelmektedir. Kürdistan halkının tarihsel ve kültürel anlamda en büyük bayramı olan Newroz’un; bu anlatımlardan da anlaşılacağı gibi, özüne uygun kutlanması gereklidir. Bu öz; kötü ve kötülüklere karşı iyi ve iyiliklerin, zalimin zulmüne karşı haklı ve mazlumların, karanlığa karşı aydınların, cehalete karşı bilginin, ölüm ve uykuya karşı diriliş ve uyanışın zaferidir. Bu kadar anlamlı ve önemli bir günün Kürdistan halkı arasında yılbaşı olarak da kabul görmesi kadar doğal ve haklı bir şey olamazdı.

Kürdistan halkının bu kutsal değer ve içeriğe sahip en yüce bayramının her ne şekilde olursa olsun niteliğinin değişimine veya anlam ve içeriğinin dejenere edilerek boşaltılmasına hiçbir şart ve halde müsaade edilmemelidir. Newroz, Kürdistan halkı için olduğu kadar tüm insanlık için önemli ve anlamlı bir gündür. Bu anlam ve içerikle tüm insanlığın, özel olarak da Kürdistan ve Ari inancının Newroz’unu kutlar, nice Newroz’lar dilerim.



  Yorumlar

 
Canli Mac Sonuclari Spor Haberleri Spor Haber Spor Toto Maç Sonuçlari


Komik Kari Koca Konusmasi Cok Komik TeLefon Konusmasi Komik Konusma


Hitlerin hayatı hitlerin kulandıgı ilaçlar hitlerin ölümü hitlerin askerleri siteleri


At Yarisi Tahmini Kempton - İzmir 13 Ocak 2011 Güncel Spor Haberleri oku


Kurban Bayramı GüzeL Sms SözLeri MesajLarı Sitesi


OnLine Roman Havasi DinLe Roman MuzikLeri indir Roman Radyo DinLe


Kek TarifLeri KoLay Kek TarifLeri Oktay Usta Kek Tarifi ResimLi


FatmaguLun Sucu Ne FuLL BoLumLeri izLe Son BoLum Seyret Yeni BoLum Hd izLe


Korkunc HikayeLer Korkutan Gercek HikayeLer +16 HikayeLer


En GuzeL Ask Siir DinLe indir Ask SiirLeri


 Sohbet Siteleri |  Chat Siteleri |  Avrupa Sohbet |  Avrupa Chat |  Sohbet Odaları |  Chat Odaları |  Sohbet Kanalları |  Chat Kanalları |  Canlı Sohbet |  Canlı Chat |  Sohbet Sayfaları |  Chat Sayfaları |  Çet Sayfaları |  Çet Siteleri |  Cet Siteleri |  Sohbet Sitesi |  Chat Sitesi |  Sesli Chat |  Chat Sohbet |  Çet Sohbet |  Aşk Sohbet |  Türk Sohbet |  Türkçe Sohbet |  Türk Yeri |  Gurbetçi Sohbet |  Almanya Sohbet |  Fransa Sohbet |  Hollanda Sohbet |  Kolay Sohbet |  Sevgi Siteleri |  Sevgi Sohbet |  Temiz Sohbet |  Güzel Sohbet |  Özlem Sohbet |  Sohbet Et |  Evlilik Siteleri |  Sohbet Yeri |  Sohbet Adresleri |  Bedava Sohbet |  Java Sohbet |  Arkadaşlık Siteleri |  Muhabbet Siteleri |  Kelebek Sohbet |  Site Map |  SiteMap.html | Sohbet Siteleri | Avrupa Chat | Chatrulette | Chat Siteleri | Avrupa Sohbet | Sohbet Sohbet