Ana Sayfa  Sohbet  Video  Şarkı Sözleri  Sağlık  HikayeLer  Arama Site Map İletişim

Menü

   Ana Sayfa
   Sohbet Sitesi
   Chat KanaLı
   CanLı Sohbet Çet
   Video
 Ask HikayeLeri
 Bebek isimLeri ( Erkek )
 Bebek isimLeri ( Kiz )
 Bedava Chat
 Bedava FiLim izLe
 Biyografi
 Burçlar
 CanLi TeLevizyon izLe
 Cilt Bakimi
 CinseLik
 Dini isLam BöLümü
 Dizi izLe
 DuygusaL Müzik Video
 GeLinlik ResimLeri
 Gercek HikayeLer
 Gercek itirafLar
 GüzeL SözLer
 HaberLer Sayfasi
 Hava Durumu
 iL iL Türkiyemiz
 istanbuLu Ankarayi CanLi izLe
 Kadin SağLigi
 Komik Fikralar
 Komik ResimLer
 Komik VideoLar
 Komik Yazilar
 Korkunç Araba KazaLari
 Kürtçe Müzik Video
 Magazin HaberLeri
 Manken Resimleri
 Mp3 Video 2011 KLibLer
 Msn Messenger
 OyunLar Yaris Oyunu
 ProgramLar
 ResimLer
 Rüya TabirLeri
 SagLik YaSam
 Sarki SözLeri
 SiirLer GüzeL SiirLer
 SiirLi ResimLer
 Siteme Sohbet EkLe
 Sms Cep TeLefon SözLeri
 Sohbet Chat SiteLeri
 Spor HaberLeri
 TakimLar
 Video
 Video KLip izLe
 Yemek Tarifleri
 Örgü Çesitleri
    İletişim

 Sefaat Nedir Kim Kime Sefaat Eder Sefaatin AnLami Sefaat Kaç TürLüdür

Okunma

110



Şefaat kelime olarak; birinden, başkası adına bir ricada bulunma, kusurlarının bağışlanmasını dileme, bir suçlu veya ihtiyaç sahibinin af ve iyiliğe kavuşması için diğeri tarafından vâsıtalık etme, kayırma, iltimas ve yardım isteme mânâlarına gelmektedir

İslâmî ilimler ıstılâhında ise şefâat, buna ehil olan bir zâtın, Allah Teâlâ’dan, günahkâr bir mü’minin affını niyaz etmesi demektir

Ehl-i Sünnet inancına göre, büyük günah sahipleri hakkında peygamberlerin (aleyhimüsselâm) ve hayırlı mü’minlerin şefaatta bulunma selahiyetleri/yetkileri vardır Bu husus meşhur hadislerle sabittir (1)

Kur’an-ı Kerim’de de, “(Ey Muhammed!) Hem kendinin hem de mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların günahının bağışlanmasını dile” (2) buyrulmuştur Şefaati inkâr edenlere sormak lazım: Rasûlüllah Efendimizin (sav) mü’minler için af dilemesinin faydası olmayacaksa bu ayetin manası nedir? Keza buyrulmuştur ki, “Artık şefaatçıların şefaati onlara (kâfirlere) fayda vermez” (3) Bu ayetin üslubundan ve ifade tarzından da anlaşılmaktadır ki şefaat vardır Yani; ey kâfirler, siz öyle kötü ve zor durumdasınız ki, herkese faydası olan şefaatin bile size yararı olmaz, denilmek istenmiştir (4)

İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe (rh) hazretlerinin ifadeleriyle, başta Resûlüllah Efendimiz olmak üzere bütün peygamberlerin (aleyhi ve aleyhimü’s-salavâtü ve’t-teslîmât ve alâ Nebiyyinâ hâssa) ve Allâh’ın izniyle sâlih kulların, evliyâullâhın (kesrârahüm), şehitlerin bazı günahkâr mü’minlere, cezayı hak eden büyük günah sahibi kişilere şefâat edecekleri haktır, âyet ve hadislerle sâbittir Bu görüş, hiç şüphesiz Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat mensuplarının görüşünü temsil etmektedir

Mü’minler, günahlarının affı, makamlarının-rütbelerinin, derece ve mevkilerinin yükselmesi ve daha bazı iyilik ve güzellikler için peygamberlerinden, Allah dostlarından, hayırlı ve sâlih zâtlardan şefaat talep edebilirler Ancak müşrikler-kâfirler ve şefaati inkâr edenler için şefaat bahis mevzuu değildir Kur’ân-ı Kerim’de buyrulmuştur ki, ’Onlara şefaatçilerin şefaati fayda vermez Böyle iken bunlara ne oluyor ki, âdeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi hâlâ nasihatten-öğütten yüz çeviriyorlar?’(5)

Bu mevzûda İmâm-ı Rabbânî (ks) hazretleri ise şu açıklamalarda bulunur:

’Sâlih ve hayırlı zâtların; Allah Teâlâ’nın izni ile kıyâmet günü, âsîler ve günahkârlar hakkında şefaat etmeleri haktır, gerçektir Resûlüllah Efendimiz (sav) bu mânâda şöyle buyurdu:

‘Şefâatim, ümmetimden büyük günah sahipleri içindir’(6)

Hz Cabir’in (ra) naklettiği bu hadis-i şerifi rivayet eden Tirmizî şu ziyadeyi kaydeder: “Büyük günah sahibi olmayanın şefaate ne ihtiyacı var!

Kısacası bu mübarek sözleriyle Sevgili Peygamberimiz (sav), büyük günah işlemeleri sebebiyle azap görmeleri gereken kimselerin, şefaat sayesinde cehenneme girmekten kurtulacaklarını… Zerre miktarı da olsa iman sahibi bulunanlardan, günahları dolayısıyla cehenneme girmiş olanların da yine şefaat vesilesiyle oradan çıkacaklarını ifade etmektedir Bu meşhur bir hadistir, hatta bu mevzudaki hadisler mana yönünden mütevatirdir (7) Tîbî rahımehullah ise bu hadisi, ‘Helâk olanları kurtaracak şefaatim, büyük günah işleyenlere mahsustur’ diye anlamıştır
***

KAÇ TÜRLÜ ŞEFAAT VARDIR?

Şefaat mevzuunu kısaca beş kısımda toparlayabiliriz

1 Sevgili Peygamberimizin (sav) zâtına mahsus olan şefâattir… Şefâatin en büyüğü ve en önemlisi de budur; şefât-i uzmâ

2 Rasûlüllah Efendimizin (sav) hayatta iken mü’minler için Allah katında şefaatçi olması…

3 Diğer peygamberlerin, velîlerin, sâlihlerin, şehitlerin vs şefâat etmeye izinli olanların şefâatleri

4 Mü’minin kendi güzel amellerinin icabı-iktizası olan şefâat Yani işlediği iyi amelleri kendisi için şefaatçi kılması…

5 Bir mü’minin, diğer bir mü’minin iyiliği için dua etmesi ki, bu da bir nevi şefaattir

Mü’minlerin, bilhassa iki cihan serveri Efendimizin (sav) şefâat-i uzmâsı’ndan mahrum kalmamaya gayret göstermeleri lâzımdır Bunun için de sünnetlerine dört elle sırılmak gerek
***
“MAKAM-I MAHMÛD”

Ebu Hureyre (ra) anlatıyor:
‘Rasûlüllah’a (sav), “ Rabb’inin seni, Makam- Mahmûd'a (övgüye değer bir makama) göndereceğini ümit edebilirsin’ (8) ayetinde zikredilen ‘Makam-ı Mahmûd’dan sual edildi Rasûlüllah (sav), ‘Bu sefaat'tir’ diye cevap verdi” (9)

İbn Ömer’den (ranhüma) gelen rivayetse şöyledir: "Rasûlüllah (sav) buyurdular ki: ‘İnsanlar kıyamet günü cemaatler halinde olacaklar Her ümmet kendi peygamberini takip edip, ‘Ey falan! Bize sefaat et, ey falan bize sefaat et!’ diyecekler Sonunda sefaat etme işi bana kalacak İste Makam-ı Mahmûd budur" (10)

Hasılı ‘Makam-ı Mahmûd’dan murad cumhura/ekseriyete/çoğunluğa göre, Sevgili Peygamberimizin (sav) kıyamet gününde sahip olacağı şefaat makamıdır Orada öncekiler de sonrakiler de kendisine minnettar olacaklar, yani herkes kendisini manevi bakımdan ona borçlu hissedecektir

Yahut da Celâleyn, Medârik, Beyzâvi, Râzi tefsirlerinde anlatıldığı üzere ‘Makam-ı Mahmûd’, Sevgili Peygamberimize (sav) ‘Livâü’l-hamd’ denilen sancağın verileceği makamdır

İmam Ahmed’in, İbn Mes’ud’dan (ra) rivayet ettiği hadis-i şerif şöyledir:

"Rasûlüllah’a (sav), ‘Makam-ı Mahmûd’ nedir? diye sorulmuştu Buyurdu ki: ‘Cenab-ı Hakk’ın kürsüsünden ineceği gündür’ Resûl-i Ekrem (sav), o gün herkesin çırılçıplak, yalın-ayak getirileceğini, evvela İbrahim aleyhisselama, sonra da kendisine cennet elbiseleri giydirileceğini açıkladıktan sonra sözlerine şunu ilave etmiştir: ‘Sonra Allah’ın sağında bir makamda dikileceğim de, orada bana evvelîn ve ahirîn (öncekiler ve sonrakiler) hep imrenecek" İmam Vahidî bu hadisin, Allah’a cisim isnat etmek esasına dayandığı için fasit olduğunu birçok delillerle isbata çalışmışsa da, buna karşı Dâri Kutnî şu mısralarıyla cevap vermiştir:

‘Hadîsü’ş-şefaati an Ahmede ilâ Ahmede’l-Mustafâ nüsnidühû
Ve câe’l-hadîsü bi-ık’aadihî ale’l-Arşi eyzan velâ nechadühû

Şu demek: Şefaat hadisini İmam ahmed b Hanbel’den ta Ahmed Mustafa’ya (sav) isnat (senetleriyle isbat) ediyoruz Onun yalnız Allah’ın sağında dikileceği hakkında değil, Arş üzerinde oturtulacağına dair de hadis varit olmuştur Bunu inkâr etmiyoruz ya

Bu ve benzerleri müteşabihattandır, bunlar hakkında alimler iki kısma ayrılmışlardır:

1 Allah’ın noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu kesin ifadeyle birlikte, onlara olduğu gibi iman ve te’vilini Cenab-ı Hakk’a havale edenler ki, bunlar Selef ve Mütekaddimîn alimleridir

2 Onları münasip şekilde te’vil edenler… Bunlar da Müteahhirîn alimleridir

İkinci kısım alimler mesela, Buhari’de Ebu Hüreyre’den (ra) rivayet olunan "Gecenin son üçte biri kaldığı zaman Allah dönya göğüne iner" mealindeki hadiste görülen ‘iner’ kelimesine, ‘Allah’ın emri iner’, ‘Kürsi’ye de ‘Allah’ın ilmi’ ve saire gibi te’villi manalar vermişlerdir

Şu hususlarda, sapkın fırkalar hariç olmak üzere, bütün Ehl-i Sünnet ittifak halindedir:

‘Allah cisim değildir Cevher değildir Araz değildir Şekil ve suret sahibi değildir Mahdut (sınırlı) değildir Ma’dud (sayılı) değildir Ba’z (kısım) değildir Cüz’ (parça) değildir Zaman ve mekânla mukayyet/kayıtlı değildir’ Bunlara ‘Selbî sıfatlar’ denir (11)
***

“EVET, EY RABBİM! RÂZI OLDUM”

Elmalılı merhum, Duhâ suresinin “Pek yakında Rabbin sana verecek de sen hoşnut olacaksın” (12) ayet-i kerimesinin tefsirinde der ki:

“Bu lütuf ve ihsanın muzari (gelecek zaman) kipiyle ifade edilmesine göre kemal ve ahiretle ilgili değerli bir vaad olduğunda şüphe yoksa da, başlangıcı itibariyle dünyadaki nefsi feyizler, öncekilerin ve sonrakilerin ilimlerini bilme, emrin zuhuru, fetihler ile dini yüceltmek, hak ve hayrı yaymak için yapılan mücadelelerde başarılı olma gibi gerek Peygamber (sav) devrinde (asr-ı saadette) ve gerek daha sonraları meydana gelen ve gelecek olan lütufları dahi kapsar Nitekim hicretle başlayan ilâhî yardım ve zaferler, Mekke'nin fethi ve diğer başarılar ile İslâm'ın yayılması bundan sonra olmuştur Bununla beraber ‘Ahiret yurdu işte gerçek hayat odur’ (13) ‘Ahiret yurdu, Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır’ (14) ‘Kıyamet günü, yaptıklarınızın karşılığı ödenecek’ (15) olduğu için asıl hoşnutluk ahiret hayatında olacağından, vaad ve lütfun asıl önemi de oradadır

“İbn Ebu Hatim Hasen'in ‘o şefaattir’ dediğini rivayet etmiştir İbn Merduye ve Ebu Nuaym ‘Hilye’de Harb b Şüreyh'in şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: Ebu Cafer Muhammed b Ali Hüseyin hazretlerine, ‘Ne dersin, dedim, Iraklı'ların bahsettikleri şefaat hakları mıdır?’ ‘Evet’ dedi ve şöyle devam etti: Muhammed b Hanefiyye'nin Hz Ali kanalıyla bana naklettiğine göre Rasûlüllah (sav) şöyle buyurmuştur:

Ben, Rabb'im bana ‘Razı oldun mu Ey Muhammed?’ deyinceye kadar ümmetime şefaat edeceğim O vakit, ‘Evet, ey Rabbim! Razı oldumdiyeceğim Sonra bana yönelip şöyle dedi:

- Ey Iraklılar! Siz Allah'ın kitabında en ümit verici âyet, ‘De ki: Ey günah işlemekte haddi aşarak nefislerine karşı cinayet işlemiş kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin Kuşkusuz Allah bütün günahları bağışlayıcıdır’ (16) âyeti dersiniz

- ‘Evet, biz öyle deriz’ dedim

- ‘Fakat, dedi, biz Ehl-i beyt de hep deriz ki, Allah'ın kitabında en ümit verici âyet, ‘Rabb'in sana, sen razı oluncaya kadar verecek’ âyetidir ve o şefaattir’ dedi

“İbn Cerir İbn Abbas'ın (ranhüma) bu âyet hakkında şöyle dediğini tesbit etmiştir: ‘Muhammed’in (sav) rızasından birisi de Ehl-i Beyt'inden birinin ateşe girmemesidir

“Hatib el-Bağdadî'nin ‘Telhîsu'l-Müteşabih’ adlı eserinde, İbn Abbas'tan gelen diğer bir rivayette, ‘Onun rızası, ümmetinin hepsinin cennete girmesidir’ denilmektedir Sevgili Peygamberimizin (sav) ümmetine karşı duyduğu büyük şefkat de bunu gerektirmektedir Çünkü o ümmetinin üzerine titremekte olup müminlere karşı son derece merhametli ve şefkatlidir

“Alûsî'de ‘Dürr-i Mensur’dan naklen zikredildiği üzere Müslim, İbn Ömer hazretlerinin şöyle rivayet ettiğini tesbit etmiştir:

Rasûlüllah (sav) İbrahim (as) hakkındaki ‘Kim benim peşimden gelirse o bendendir’ (17) İsa (as) hakkındaki ‘Onlara azap edersen, kuşku yok ki onlar senin kullarındır’ (18) âyetlerini okudu İki elini kaldırdı da, ‘Allah'ım! Ümmetim, Ümmetim!’ dedi ve ağladı Allah Teala da şöyle buyurdu: ‘Ey Cebrail! Git Muhammed'e söyle: Biz seni ümmetin hakkında razı edeceğiz ve seni utandırmayacağız

“Bu güzel vaad ve müjdeyi dinlerken şunu da unutmamak gerekir ki peygamberin rızası Allah'ın rızasındadır Allah'ın rızası olmayan bir şeye peygamberin razı olması düşünülemez Yoksa peygamber, Allah'ın kendisinden razı olduğu kul olmamış olur

“Allah'ın izni olmayınca da kimsenin şefaat etmesine ihtimal yokturAllah'ın izni olmadan onun huzurunda kim şefaat edebilir?’ (19)

“Allah’ın küfre rızası yokturKulları hesabına küfre razı olmaz’ (20) ‘Lakin Allah size imanı sevdirdi ve onu kalbinizde süsledi İnkârı, fasıklığı ve isyanı size kötü gösterdi İşte onlar hak yolda dosdoğru gidenlerdir’ (21)

“Peygamberin ümmeti hakkındaki rızası ve şefaatı da iman ve onun peşinden gitmekle uygundurBenim şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenleredir’ hadisi de, büyük günahlara teşvik için değil, ‘Ümmetî’ yani ‘benim ümmetim’ denilmekle iman eden ve onun peşinden gidenlerden olmanın kıymetini tesbit içindir

“Bu büyük günahlara Allah'ı inkâr dahil değildir Gerçi Hz Muhammed’e (sav) verilen lûtfun faydalarından, dünyada kâfirlerin dahi istifade ettiğinde kuşku yoksa da, bu istifade iman bulunmadıkça dünyada kalır Ahiret içinse büyük zarar ve korkunç azap olur

“Buna karşı, ‘Madem ki Allah, razı oluncaya kadar Peygamber'e lütufta bulunacağını vaad etmiştir Bu vaadi alan peygamber, mümin ve kâfir bir bütün olarak herkes hakkında bir ‘genel af’ ilanını istemeli ve cehennemi tamamiyle kapattırmadan razı olmamalıydı Muhammed’in (sav) yaratılmışlara gösterdiği musamaha ve şefkat bunu gerektirirdidemeye kadar gitmemeli, bu şekilde küfrü, zulmü, şirk ve kötülükleri, fasıklık ve isyanı desteklemek; ilâhî adaleti çalıştırmamak, hürriyet, merhamet ve şefkati kötüye kullanmakla iyi şeyleri kötü şeylere feda etmeyi insanlık ve halk n----- hayır sanmamalı, Allah'ın rızasını kötülere yöneltmekle ahiretin mutluluk ve safasını dünya gibi bulandırmamalıdır Bunlara ne Allah razı olur, ne de kul Allah Teala, kulları hesabına fasıklık, küfür ve isyana razı olmadığı halde peygamberde bunun aksine bir izin ve rıza bulunduğunu varsaymak onu ‘rıza makamı’ndan düşürmeye kalkışmak olur

O gün ruh ve melekler saf saf kıyama duracaklar Rahmân olan Allah'ın izin verdiklerinden başkası bir kelime söyleyemez O da doğruyu söyler’ (22) âyeti gereğince hak ve doğru söylemeyenlerin Rahmân'ın huzurunda konuşmaya hak ve selahiyetleri yoktur

“Bununla beraber, ‘De ki: Ey günah işlemekte haddi aşarak nefislerine karşı suç işlemiş kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin Kuşkusuz Allah bütün günahları bağışlayıcıdır O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir’ (23) âyet-i kerimesi, mümkün olan genel affın en genişini ilan etmiştir

“Kuşku yok ki ‘bütün günahlar’ sözü, küfür ve şirki de içine alır Fakat gafil olmamak gerekir ki; bu genel af âyeti, arkasındaki onun için ümit kesmeyin de, ‘Rabb'inizin rahmetine sığının ve ona teslim olun’ (24) hitabıyla Allah'a sığınma ve teslim olmaya yani Allah'a dönmek ve onun merhamet ve himayesine sığınmak suretiyle imana ve boyun eğmeye davet içindir

“Geçmişteki günahlarının büyüklüğünden dolayı asla affedilip bağışlanamaz zanniyle ümitsizliğe düşenlerin, Allah'a sığınıp teslim olarak bağışlanmaya erebileceklerini… yani ‘İslâm daha önce olanları keser atar’ yeni doğmuş gibi tertemiz eder olduğunu ilan ederek, iman ve İslâm'a ve günahlardan tevbeye teşviktir Yoksa günahlara ve kötülüklere teşvik için değildir

“Allah ve peygamber tanımayan, ilâhî rahmet ve mağfiretle ilgisi olmayan, azabı görünceye kadar bunları arayıp bulma yolunda bir tevbe ve sığınma adımı atmayan, küfürde israr eden inatçı azgınların, o genel aftan ne hisseleri olabilir ki, Peygamber (sav) onu istesin! Allah'ın onlar için hazırladığı ve onların kendi elleriyle, kazançlarıyla körükledikleri cehennem ateşinin söndürülmesine Allah ve Peygamber razı olsun!

“Bunlar hakkında bir önceki sûrede ‘Her kim cimrilik eder, kendini ihtiyacı yok sayarsa ve en güzeli yalanlarsa, onu da en zor olana hazırlayacağız’ (25) ve ‘Ben size bir ateş haber verdim ki, alevlendikçe alevlenir Ona ancak en azgın olan girer O ki, yalanlamış ve yüz çevirmiştir’ (26) buyurulmuştur Bu sûrede de ‘Senin için daha hayırlıdır’ denilerek hayrın Peygamber'e (sav) tahsis edilmesiyle, onların, bu hayrın dışında bırakıldığına işaret edilmiştirBenim ardımdan/peşimden gelen bendendir’ (27) manasınca, Peygamber'in (sav) ardından giden de ondandır

“Özetle, bu hayırlı olmada, bu Hz Muhammed Mustafa’ya (sav) verilen lûtufta, ümmete şefaat meselesi pek önemli bir asıldır Bundan ümmetin hissesi de peygambere (sav) uymasıyla uygunluk arzetmektedir” (28)

NERELERDE ŞEFAAT OLACAK?

Mahşerde, arasatta, sıratta şefâat olduğu gibi, cehennemden çıkıp cennete girmek, hatta cennette derecelerin-mertebelerin, makam ve mevkilerin yükselmesi ve Allâh’ın cemâlini görebilmek için de şefâat vardır
***

Dilerseniz mevzumuzu Sevgili Peygamberimizin (sav), Kur’an-ı Kerim'in şefaatiyle alakalı birkaç hadîs-i şerifi ile noktalayalım

Ebû Üsâme el-Bahilî (ra), ben Resûlüllah’ı (sav) şöyle buyururken işittim demiştir:

’Kur’ân-ı Kerim’i okuyun! Çünkü Kur’an, onu okuyanlara kıyâmet günü şefâatçi olarak gelecektir Zehraveyn’i (Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri) okuyun; zira onlar, kıyâmet gününde iki bulut yahut iki gölge veya saf bağlamış iki fırka kuş gibi gelecek ve okuyucularını müdâfaa edeceklerdir Bakara sûresini okuyun; çünkü onu okumak berekettir, terk etmek ise pişmanlıktır Onu(n bereketini) elde etmeye ‘battallar (sihirbazlar)’ muktedir olamazlar (29)

Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: “Rasûlüllah (sav) buyurdular ki, ‘Kur'an-ı Kerim'de otuz ayetlik (şanı yüce) bir sure vardır Bu sure (kendisini okuyan) kimseye (kıyamet günü) şefaat eder ve Allah'ın onu affetmesini sağlar Bu sure Tebarekellezi bi-Yedihi'l-Mülk'dür” (30) Ebu Davud'daki rivayette: “(Okumak suretiyle) arkadaşlığını kazanan kimseye sure şefaat eder’” denilmiştir

Tirmizi'de, İbn Abbas'tan (ranhüma) gelen bir diğer rivayette, İbn Abbas Rasûlüllah’ın (sav) şöyle dediğini belirtir: “Bu sure (kabir azabına, veya kabir azabına sebep olan gunahlara karşı) engeldir, bu sure kurtuluş sebebidir, kişiyi kabir azabından kurtarır’ (31) Bu rivayette Rezin’in ilavesi şöyledir: “İbn Şihab demistir ki, ‘Humeyd İbn Abdurrahman'ın bana haber verdiğine göre, Rasûlüllah şöyle buyurmustur: ‘Mülk suresi, kabirde, arkadaşı yerine mücadele eder (ve onu azaptan korur)







DİPNOTLAR
(1) Taftazanî, Şerhu’l-Akaid, 53
(2) Muhammed suresi, 19/47
(3) Müddessir suresi, 74/48
(4) Taftazani, age, 53
(5) Müddessir suresi, 74/48-51
(6) el-Mektûbat, İmâm-ı Rabbânî, 3 17; Tirmizî, Sünen, Kıyamet, 12; İbn Mâce, Sünen,
(7) Taftazani, age, 53
(8) İsra suresi, 17/79
(9) Tirmizi, Sünen, Tefsir, Isra, H No: 3136
(10) Buhari, Sahih, Tefsir, Benû İsrail, 11, Zekat 52
(11) Şah Veliyyullah ed-Dihlevî Huccetullahi’l-Bâliğa Terceme ve Şerhi’nden naklen Çantay, Hasan Basri, Kur’an-ı Hakim ve Meal-i Kerim, 2, 523, dipnot
(12) Duhâ sûresi 93/5
(13) Ankebut suresi, 29/64
(14) A'râf suresi, 7/169
(15) Âl-i İmran suresi, 3/185
(16) Zümer suresi, 39/53
(17) İbrahim suresi, 14/36
(18) Mâide suresi, 5/118
(19) Bakara suresi, 2/255
(20) Zümer, 39/7
(21) Hucurat suresi, 49/7
(22) Nebe' suresi, 78/38
(23) Zümer suresi, 39/53
(24) Zümer suresi, 39/51
(25) Leyl suresi, 92/8-10
(26) Leyl suresi, 92/14-16
(27) İbrahim suresi, 14/36
(28) Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili, Eser Kitabevi, İstanbul, yyy, 8, 5892-96
(29) Müslim, Sahîh, Müsâfirûn, 252
(30) Ebu Davud, Sünen, Salat 327, Ramazan 10; Tirmizi, Sünen, Sevabu'l-Kur'an, 9
(31) Tirmizi, Sünen, Sevabu'l-Kur'an 9

’Sâlih ve hayırlı zâtların; Allah Teâlâ’nın izni ile kıyâmet günü, âsîler ve günahkârlar hakkında şefaat etmeleri haktır, gerçektir Resûlüllah Efendimiz (sav) bu mânâda şöyle buyurdu:

‘Şefâatim, ümmetimden büyük günah sahipleri içindir’(6)


Mü’minlerin, bilhassa iki cihan serveri Efendimizin (sav) şefâat-i uzmâsı’ndan mahrum kalmamaya gayret göstermeleri lâzımdır Bunun için de sünnetlerine dört elle sırılmak gerekir
De ki: Ey günah işlemekte haddi aşarak nefislerine karşı suç işlemiş kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin Kuşkusuz Allah bütün günahları bağışlayıcıdır O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir’ (23) âyet-i kerimesi, mümkün olan genel affın en genişini ilan etmiştir




  Yorumlar

 
AnkaraLi Namık Dur DinLe Sevgilim Şarkısını dinle Video klibi seyret indir izle


Show tv DiziLeri Polis Asker DiziLeri SıLa Dizisi FotografLarı VideoLarı Prenses


Gökhan Türkmen Büyük insan Şarkısını dinLe yeni ŞarkıLarı mp3 indir yükle


Manga Dünyanın Sonunda Dogmuşum 2009 Albümü cdsi yükle klibi izle


hossohbet chat sitesi HosChat Kanallari GuzeL Sohbet


OnLine Roman Havasi DinLe Roman MuzikLeri indir Roman Radyo DinLe


Kek TarifLeri KoLay Kek TarifLeri Oktay Usta Kek Tarifi ResimLi


FatmaguLun Sucu Ne FuLL BoLumLeri izLe Son BoLum Seyret Yeni BoLum Hd izLe


Korkunc HikayeLer Korkutan Gercek HikayeLer +16 HikayeLer


En GuzeL Ask Siir DinLe indir Ask SiirLeri


 Sohbet Siteleri |  Chat Siteleri |  Avrupa Sohbet |  Avrupa Chat |  Sohbet Odaları |  Chat Odaları |  Sohbet Kanalları |  Chat Kanalları |  Canlı Sohbet |  Canlı Chat |  Sohbet Sayfaları |  Chat Sayfaları |  Çet Sayfaları |  Çet Siteleri |  Cet Siteleri |  Sohbet Sitesi |  Chat Sitesi |  Sesli Chat |  Chat Sohbet |  Çet Sohbet |  Aşk Sohbet |  Türk Sohbet |  Türkçe Sohbet |  Türk Yeri |  Gurbetçi Sohbet |  Almanya Sohbet |  Fransa Sohbet |  Hollanda Sohbet |  Kolay Sohbet |  Sevgi Siteleri |  Sevgi Sohbet |  Temiz Sohbet |  Güzel Sohbet |  Özlem Sohbet |  Sohbet Et |  Evlilik Siteleri |  Sohbet Yeri |  Sohbet Adresleri |  Bedava Sohbet |  Java Sohbet |  Arkadaşlık Siteleri |  Muhabbet Siteleri |  Kelebek Sohbet |  Site Map |  SiteMap.html | Sohbet Siteleri | Avrupa Chat | Chatrulette | Chat Siteleri | Avrupa Sohbet | Sohbet Sohbet