
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akın, tansiyon düşüklüğünün
genelde 25-30 yaş grubunda görüldüğünü söyledi. Akın, su ve
kan kaybı, beslenme bozuklukları, kalp yetmezliği ve idrar
söktürücü ilaçların fazla alınması halinde ve ateşli
durumlarda kan basıncının düşebileceğini kaydetti. Tansiyon
düşüklüğünün, baş dönmesi, göz kararması, halsizlik, kalp
çarpıntısı, yorgunluk, uyku hali ve görme bozukluklarıyla
varlığını gösterebildiğini ifade eden Akın, “Düşük
tansiyon, yüksek tansiyon kadar yaygın değildir. Daha çok 25-30
yaş grubunda yer alan gençlerde bu hastalığa rastlıyoruz.
Tansiyon düşüklüğü erkeklere nazaran kadınlarda daha sık
görülüyor” şeklinde konuştu. Tansiyonu düşük olanların
kalp damar hastalıklarına yakalanma oranının yüksek tansiyona
göre daha düşük olduğunu dile getiren Akın, düşük tansiyonun
tedavisinde hastalığa yol açan sebebe bağlı olarak belli bir
programın uygulanacağını kaydetti. “Tansiyonu düşük olanlar
gıdalarına dikkat etmeli, aşırı sıcak ve yorgunluktan uzak
durmalıdır” diyen Prof. Dr. Mustafa Akın, tansiyon düşünce
içilen tuzlu ayranın geçici bir çözüm sağlayacağını,
tansiyonu düşen kişilerin hekime başvurmaları gerektiğini dile
getirdi.
Tansiyon düşüklüğü`nün şakası yok 
Hipertansiyon ve Arteroskleroz Derneği’nin
düzenlediği kongre, dünyanın en ünlü uzmanlarını bir araya
getirdi.
Hipertansiyon ve Arteroskleroz Derneği’nin
düzenlediği kongre, dünyanın en ünlü uzmanlarını bir araya
getirdi. Polat Renaissance Oteli’nde Prof. Dr. Serap Erdine’nin
başkanlığında gerçekleştirilen konferansın ilk gününde,
tansiyonun sismanlik
ve şeker hastalığı ile ilişkileri tartışıldı. Ünlü
doktorlar irsiyetin, sinir sisteminin ve böbreklerin kan basıncına
tesirlerine dikkat çektiler. Kongreye Avustralya’dan katılan J.
Chalmers, yüksek tansiyon vakalarının gelişmiş ülkelerden
ziyade, kalkınmakta olan ülkelerde görüldüğüne dikkat çekti.
Chalmer’e göre “bunda eğitimin, beslenme alışkanlıklarının
ve meslek gruplarının” elbette tesiri var. Ancak problem,
yakabildiğinden fazla enerji almaktan kaynaklanıyor.
Tansiyon düşüklüğü felakettir
Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji
Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bilgin Timuralp, yüksek
tansiyonun “ulusal bir felaket” olarak kabul edilmesi gerektiğini
belirterek, “Yüksek tansiyon, erişkin nüfusumuzun yarıya
yakınında saç dökülmesi kadar yaygın” dedi. Antalya’da
düzenlenen “Türk-İtalyan Hipertansiyon ve Ateroskleroz
Kongresi”ne katılan Timuralp, yaptığı açıklamada,
hipertansiyon (yüksek tansiyon) tedavisinde kişiye özel ilaç
seçiminin önemine dikkati çekti. Kadınlarda menopoza girdikten
sonra hipertansiyon görülme riskinin arttığını bildiren
Timuralp, bu artışta menopozdan sonra alınan kilolar ve
hormonlardaki değişimin etkili olduğunu söyledi. Tansiyonun
kişilerde kolay kolay şikayet oluşturmadığını ve hastalarının
çoğunun “Vücudum bu tansiyona alıştı” şeklinde sözler
sarfettiğini vurgulayan Timuralp, “Hiçbir vücut yüksek
tansiyona alışmaz. Sonunda bir fatura gelir, ya kör olur, ya felç
olur. Ödeyemeyen hayatını kaybeder, ödeyebilen sakat kalır. Bu
sakatın devlete, millete, aileye maliyeti çok ağır olur” dedi.
Timuralp, yüksek tansiyonu “aleyhte işleyen bir puan” şeklinde
tanımladı.
Tansiyon düşüklüğü genç hastalığı
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akın, tansiyon düşüklüğünün
genelde 25-30 yaş grubunda görüldüğünü söyledi. Akın, su ve
kan kaybı, beslenme bozuklukları, kalp yetmezliği ve idrar
söktürücü ilaçların fazla alınması halinde ve ateşli
durumlarda kan basıncının düşebileceğini kaydetti. Tansiyon
düşüklüğünün, baş dönmesi, göz kararması, halsizlik, kalp
çarpıntısı, yorgunluk, uyku hali ve görme bozukluklarıyla
varlığını gösterebildiğini ifade eden Akın, “Düşük
tansiyon, yüksek tansiyon kadar yaygın değildir. Daha çok 25-30
yaş grubunda yer alan gençlerde bu hastalığa rastlıyoruz.
Tansiyon düşüklüğü erkeklere nazaran kadınlarda daha sık
görülüyor” şeklinde konuştu. Tansiyon düşüklüğü
olanların kalp damar hastalıklarına yakalanma oranının yüksek
tansiyona göre daha düşük olduğunu dile getiren Akın, düşük
tansiyonun tedavisinde hastalığa yol açan sebebe bağlı olarak
belli bir programın uygulanacağını kaydetti. “Tansiyonu düşük
olanlar gıdalarına dikkat etmeli, aşırı sıcak ve yorgunluktan
uzak durmalıdır” diyen Prof. Dr. Mustafa Akın, tansiyon düşünce
içilen tuzlu ayranın geçici bir çözüm sağlayacağını,
tansiyonu düşen kişilerin hekime başvurmaları gerektiğini dile
getirdi.
Türk Kardiyoloji Derneği Hipertansiyon Çalışma Grubu ve
Hipertansiyonla Mücadele Derneği Başkanı Prof. Dr. Remzi Önder,
hastalığın klinik belirtilerinin az olması nedeniyle genellikle
bilinmediğine dikkati çekerek 20 yaşını geçen kişilerin yılda
en az 4-5 kez tansiyonlarını ölçtürmeleri gerektiğini söyledi.
Prof. Önder, yetişkinlerde tansiyonun büyük 140, küçük 90 ve
üzerinde çıkması halinde mutlaka bir sağlık kuruluşuna
başvurulması gerektiğini ifade etti. Prof. Önder, Türkiye'de
tansiyonla ilgili geniş çaplı bir tarama olmadığını, Ege
Bölgesi'nde yaptıkları taramalarda, yetişkinlerde yüzde 18-20
oranında tansiyona rastlanıldığını kaydetti. Tansiyonun kişi
üzerindeki etkisinin farklı olduğunu belirten Prof. Önder,
hastalığın öldürücü ve ciddi hasarlara yol açtığını, bu
nedenle vatandaşların hastalık konusunda çok dikkatli olmaları
gerektiğini dile getirdi. Prof. Remzi Önder, hastalığın en
belirgin özelliğinin ensede tutukluk, baş ağrısı, baş dönmesi,
burun kanaması, uykusuzluk ve sinirlilik olduğunu anlatarak
tansiyonun kalp ve kroner hastalığını çabuklaştırdığını,
felç ve böbreklerde bozukluk ile gözde körlüğe neden
olabildiğini söyledi.
Önder, Türkiye'de en yaygın hastalıkların başında
tansiyonun geldiğini, yaklaşık 10-12.5 milyon kişinin tansiyon
hastası olduğunu bildirdi.
Tansiyon düşüklüğü olanlar Spor yaparken dikkat etmeli!
Sağlıklı yaşam için yapılan bilinçsiz spor, özellikle
50-60 yaşın üzerindeki ve tansiyon, koroner kalp gibi hastalıkları
bulunanları tehdit ediyor. Prof. Dr. Koptagel İlgün, bilinçsiz
yapılan sporun, kalp krizlerine bile neden olabileceğini söylüyor.
Özellikle aşırı kiloluların, spora sağlıksız bir şekilde
başladıklarını belirten Prof. Dr. İlgün, bütün günü stres
içinde geçirip, sigara içen 50 yaşın üzerinde bir kişinin,
akşam gençlerle birlikte çim sahada bir saat futbol oynamasının
çok sakıncalı olduğunu vurguladı: ‘‘Kişiler yaşlarını,
hastalıklarını ve organik yapılarını gözönünde bulundurarak
spor yapmalıdırlar. Bunlara dikkat edilmediği zaman krizlere kadar
varan zararlı sonuçlarla karşılaşılabilir. Mesela, 50 yaşın
ve ideal kilosunun üzerinde bir kişinin bir saat koşması çok
zararlıdır. Bu kişi yavaş ve kısa sürelerle başlayıp, süreyi
ve hızı artırarak, ritmik yürüyüş yapmalıdır. Bu haftada bir
gün, bir saat koşmaktan çok daha yararlıdır. Özellikle, belli
bir yaşa gelmiş. Kalp, tansiyon, damar sertliği gibi rahatsızlığı
olanlar, spor yapmadan önce mutlaka doktorlarına danışmalıdırlar.’’
EVDE İKİ KİLOMETRE
‘‘Spora zamanım yok’’ demenin de çok yanlış
olduğunu belirten Prof. Dr. Koptagel İlgün, herhangi bir engel
yoksa periyodik olarak ritmik yürüyüş yapılabileceğini söyledi.
Zamanı olmadığını belirten bir ev kadının da evin içinde
pencereleri açarak yürüyüş yapabileceğini vurgulayan Prof. Dr.
İlgün, ‘‘Ev bir baştan bir başa 20 metre olsa ve bir ev
hanımı evin içinde 100 kez yürüse, 2 kilometre yürüyüş
yapmış olur’’ dedi. Ritmik yürüyüşün ya da sporun,
sıcakta, güneşin altında ve hava kirliliğinin yoğun olduğu
akşam saatlerinde yapılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr.
İlgün, spor için sahil ve ormanların ideal olduğunu da ekledi.
KİMLER PİKNİK TİP?
Sağlıksız spor, şüphesiz herkese zarar veriyor. Ancak
özellikle piknik yapıda olanlar yani ‘‘tıknaz’’lar için
risk daha da fazla. Hele piknik tipte olup, sigara da içiyorsanız,
bilinçsiz yapacağınız spor sizin için daha da tehlikeli. Riski
yükselten etkenlerden biri de stres. Astenik (ince, zayıf), atletik
(güçlü kasları olan sportif) yapıdaki kişilerin, bilinçsiz
yapılan spordan görecekleri zarar daha az. Prof. Dr. İlgün,
piknik yapıdakileri, spor konusunda bilinçli davranmaları için
özellikle uyarıyor. Bu kişilerde, koroner kalp hastalıkları,
hipertansiyon, damar sertliği ve benzeri hastalıkların ortaya
çıkma olasılığının yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. İlgün,
‘‘Sigara da içiyorlarsa, bilinçsiz spor, çok riskli.
Genetiklerinde bulunan yüksek tansiyon da bu kişilerin dikkatli
davranmasını gerektiriyor. Piknik tipte olanların, tansiyonlarının
durumunu bilmeleri ve kalp kontrolünden geçmeleri, sporu da bir
uzmanın belirleyeceği çeşit ve sürede yapmaları gerekir. Spor
dalının seçiminde, kişinin vücut yapısı gözönüne alınmalı’’
diyor.
Mide gazı kalbi sıkıştırır mı?’
Ben 35 yaşında, uzun yol şoförlüğü yapan biriyim.
Onikiparmak bağırsağımda ülser var. Bu, yakın zamana kadar bana
bir rahatsızlık vermiyordu, sigara ve alkol kullanmadığım için
çok sorun çıkartmıyordu. Son zamanlarda midem gaz yapmaya
başladı. Zaman zaman yoğunlaşarak devam ediyor. Devamlı oturarak
araç kullandığım için gazı çıkartmakta zorlanıyorum.
Bende tansiyon düşüklüğü de oluyor. Mümkün olduğu kadar
dengeli beslenmeye çalışıyorum. Bu mide gazı, kalbin çalışmasını
etkiler mi? Tansiyon düşüklüğünün mide hastalığı ile
bağlantısı var mı?
Mide hastalığı ülkemizde çok yaygın olan sağlık
sorunlarından biri. Bunun oluşmasında çeşitli faktörler var.
Öncelikle bünyenin buna eğilimli olması, daha sonra beslenme
alışkanlıkları ve sigara, alkol, aşırı çay kahve gibi
bağımlılıklar da rol oynuyor.
Sizin iş yaşamınız da bu yönde olumsuz etki yaratabilir.
Devamlı yolculuklar nedeniyle, düzensiz yemek saatleri, her zaman
uygun yemeği bulamama, trafik nedeniyle yaşanan stresler midenin
çalışmasını bozabilir. Yazımın başından beri, sizin
ülseriniz onikiparmak bağırsağında olduğu halde, hep mideden
bahsetmem dikkatinizi çekmiş olabilir. Oniki parmak bağırsağı,
midenin hemen çıkışında yer aldığı için, birlikte ele alınıp
tetkik ve tedavi edilir.
Midede oluşan gaz, karın ile göğüs boşluklarını
birbirinden ayıran diyafram zarını yukarı iterek kalbin ve
akciğerlerin bulunduğu alanı işgal etmek ister. Bu da kendini
çarpıntı ve nefes darlığı şeklinde gösterebilirse de, ne
kalpte ne de akciğerlerde bir bozukluğa neden olmaz.Tansiyon
düşüklüğünün de mide hastalığı ile bağlantısı yoktur.
Sizin, sistemli bir şekilde mide tedavisine ihtiyacınız var.
Bir iç hastalıkları uzmanına muayene olarak ilaçlarınızın ve
perhizinizin belirlenmesi yararlı olacaktır.
Başım dönüyor
Yataktan hızlı bir şekilde kalktığınız zaman
başınızın dönmesi, yerçekimi etkisine bağlı olarak beyne
geçici bir süre için az kan gitmesi sonucunda ortaya çıkan bir
durumdur. Tansiyon düşüklüğü olan kişilerde, yüksek tansiyon
için ilaç kullananlarda, yeterince su içmeyenlerde ve damar
sertliği olanlarda sık görülür. Herhangi bir tehlikesi olmamakla
beraber, nedeninin bulunup ortadan kaldırılmasıyla, bu durum da
artık görülmeyecektir.
Düşük tansiyonun zararı var mı?
Tam tersine yapılan istatiksel çalışmalarda
düşük tansiyonluların ortalama yaşama sürelerinin çok daha
uzun olduğu belirlendi. Ancak düşük tansiyonlular, özellikle
yattıkları yerden birden ayağa kalktıklarında, beyne daha az kan
gittiği için geçici başdönmeleri ya da sıklıkla halsizlik
hissedebilirlerse de bunun pek önemi yoktur. Özellikle tansiyonun
daha da düşük olduğu zamanlarda bol sıvı almak, belirtileri
azaltmanın yanısıra tansiyonu da normale yaklaştırıcı etki
yapacaktır.
|