...MARDİN
TARİHÇESİ...
Mardin'i ne zaman ve kimler tarafından
kurulduğu kesin olarak bilinmiyorsa da kuruluşu Yakın Doğu
tarihine göre Subariler zamanına kadar dayanmaktadır. Subariler,
MÖ 4500-3500 arasında Mezopotamya'da yaşıyorlardı. Gırnavaz
Örenyerindeki kazılar Gırnavaz'ın MÖ 4000'den MÖ 7. yüzyıla
kadar sürekli olarak yerleşme alanı olduğu anlaşılmaktadır.
Sümer Kralı Lugarzergiz MÖ 2850 yılında Akdeniz'e kadar
uzandığı seferinde Mardin'i hükmü altına almıştır. Sümerler,
geniş fetihler sonucu güçlerini kaybedince 30 yıl sonra Akadlar'a
bırakmışlardır. Mardin, MÖ 2230'lu yıllarda Elam şehri oldu.
Amuri Ailesi'nin altıncı ferdi olan Hamurabi, Sümer topraklarını
Babil'in idaresi altına alınca bu kez de Babil Devletini kurmuş,
ardından Yukarı Mezopotamya'ya saldırınca Mardin'i de istila
ederek topraklarına katmıştır. (MÖ 2200-1925) MÖ 1925
yıllarında Mardin'i işgal eden Hititler, bir yıl sonra şehri
terk etmişlerdir. İran dolaylarından gelen Ari Irkından Midiller,
Mardin ve çevresini ele geçirmiştir. MÖ 1367 yılında Midiller
arasında iç savaş çıkınca bunu fırsat bilen Asur Kralı
Asurobalit, Mardin ve çevresini topraklarına katmıştır. MÖ
1190'da Anadolu'ya gelen bazı Ari ırk kavimleri Mardin'i
almışlardır. 60 yıl sonra 1.Tıplatpalasır; Sincar, Nusaybin ve
Mardin'den geçerek 20 bin Maşiki kuvvetinin koruduğu Kemecin'e
saldırıp onları yendikten sonra Mardin ve çevresini tekrar ele
geçirmiştir. MÖ 1060'da 1.Asurnasırbal zamanında Hititler
birleşerek Gılgamış yakınlarında Asurlular'ı yenmişlerdir.
Asurluların tekrardan kuvvetlenmeleri üzerine, Mardin Asur
hakimiyetine girmiştir. MÖ 800 yılına kadar Asurlular'ın elinde
kalan Mardin, daha sonra Urartu Krallığı egemenliğine geçmiştir.
Urartu Kralı Mimes zamanında Mardin 50 yıl Urartu idaresinde
kalmıştır. MÖ 612 yılına kadar Sityaniler, MÖ 618 yılında
ise İran'dan gelen Midiller buraları ele geçirmiştir. MÖ 335
yıllarında Büyük İskender, Mısır'ı aldıktan sonra
Mezopotamya'ya gelerek İran'a gitmek için Mardin'den geçer.
Buraları da istila eden İskender'in MÖ 323 yılının 28
Mayıs'ında Babil'de ölümünden sonra komutanları arasında
devlet pay edilir ve Mardin doğu bölümünde kaldığı için
Nikanır denilen General Slevkos'un payına düşer. (MÖ 311) MÖ
131'de Mardin ve çevresi Urfa Krallığı (Abgarlar) topraklarına
katıldı. MS 249'da Roma Hükümdarı Filibos saltanatının 5.
yılında bir isyan başlatıp 9. Abgar'ı memleketten kovmuştur.
Şehrin Valiliğine de Hapsioğlu Uralyonos tayin edilmiştir. Bu
arada Mardin de Urfa'ya bağlı olduğu için Roma egemenliğine
girmiştir.
..MS 250 yılında Dakinos, Pers ülkesini
zaptetmiştir. Bu sırada tahribat gören Nusaybin'i de onarmıştır.
330 yılında ateşe ve güneşe tapan Şad Buhari isminde bir kral,
Mardin Kalesi'nde rahatsızlığı sebebiyle kalır. Kalede kaldığı
süre içerisinde iyi olunca kendine kasır yaptırıp 12 yıl
boyunca burada yaşar. Daha sonra kral, memleketi Pers'ten birçok
asker ve sivil getirtip, onları Mardin'e yerleştirir. 442 yılına
kadar getirilen insanların vasıtasıyla şehirde birçok gelişme
olur. 442 yılında halkı kasıp kavuran amansız bir veba salgını
şehri yaşanmaz hale getirir. Yaklaşık 100 sene sonra Ursiyanos
adlı Romalı bir kumandan büyük bir ekiple Mardin'i 47 yılda inşa
etmeyi başarır ve halkın tekrar buraya gelmesini sağlar. Bu süreç
içerisinde Persler'in ünlü merkezleri olan Dara yeniden inşa
edilmiştir. Mardin'de Bizanslar 640 yılında Hz. Ömer'in
kumandanlarından İlyas Bin Ganem'in işgaline kadar varlıklarını
devam ettirmişlerdir. Mardin ve çevresi 692'de Emeviler'in, 824'te
Halife Memnun zamanında Abbasiler'in hakimiyetine girmiştir. Bu
dönemde İslamiyet hızla yayılmıştır. 990 yılında ancak
Musul'da tutunabilen Hamdaniler'in topraklarını birer birer ele
geçiren Mervaniler, Mardin'i de zaptederler. Mardin ve çevresinde
çarşılar, camiler yaparak onarımlarla İpek Yolu üzerinde
bulunan bu önemli şehri ticari açıdan canlandırırlar.
Alparslan'ın Malazgirt zaferinden sonra Türkler'in Anadolu'ya
ulaşan akınları neticesinde gittikçe zayıflayan Mervaniler
Devleti, Nusaybin'de 1089'da Selçuklular'a yenilerek onların
hakimiyeti altına girer. Artuklular'dan İlgazi Bey Mardin'i 1105'te
ele geçirerek devletin başkenti yapar. Artuklular bölgede büyük
devlet kurarken, bölgedeki 304 yıllık egemenlikleri sürecinde çok
sayıda tarihi cami, medrese, hamam ve kervansaray yapılmış birçok
cami, medrese ve manastır onarılmıştır. 15. yüzyılda güçlenen
Karakoyunlular şehri kuşattılar ve 1409'da şehri ele geçirdiler.
Karakoyunları 1462 yılında yenen Akkoyunlular kalenin egemenliğini
de ele geçirirler. 16. yüzyılın başında Akkoyunlular'ı
egemenliğine alan Şah İsmail güçlü bir Şii devleti kurmayı
başarır. Mardin hakimi, şehri zulme ve yağmalamaya karşı
korumak için kalenin anahtarını kan dökmeden Şah İsmail'e
teslim eder. Mardin kesin olarak Osmanlılar'ın eline geçmesi Mısır
seferini düzenleyen Yavuz Sultan Selim döneminde gerçekleşmiştir.
1517 yılında Mardin ve yöresi Osmanlı topraklarına katılmış,
bir sancak durumunda Diyarbakır Beylerbeyliği'ne bağlanmıştır.
Mardin uzun müddet Diyarbakır - Bağdat ve Musul'un sancağı
durumunda kalmıştır. Mardin sancağında halk; göçebe ve
yerleşik olarak 2 bölüme ayrılmaktaydı.
..Yerleşik
halk inançları açısından; Yahudiler, Hrisitiyanlar, (Ermeniler,
Süryaniler ve Keldaniler) Müslümanlar ve bir kısım Şemsiler'den
(Güneşe tapanlar) oluşuyordu.
Kültür
"Kültürlerin Buluşma Noktası"
Binlerce yıldır farklı uygarlıkların yaşadığı ve
İpek Yoplu güzergahı üzerinde farklı dil, din, ırktan
insanların buluştuğu Mardin, farklı din, renkli bir kültürel
yapının ortaya çıkmasına yol açmıştır. 16. yüzyılda
Mardin'de Şemsiler, Yahudiler ve Yezidiler de yaşamaktaydı.
Mardin, yüzyıllar boyunca Türk, Kürt ve Araplar'ın Müslüman,
Süryani, Hıristiyan ve Yezidiler'in bir arada yaşadıkları bir
merkez olageldi. Bugün de bir kültürler ve dinler mozayiği
özelliğini koruyan Mardin, Süryaniler'in dini merkezi
durumundadır; ancak Avrupa ülkelerine göçler nedeniyle günümüzde
Süryani nüfusu oldukça azalmış bulunuyor.
El
Sanatları
Eski çağlardan beri testi, çanak-çömlek,
demircilik, bakırcılık, kalaycılık, kuyumculuk, gümüşçülük
(telkari), iğne oyası, Midyat el nakışı, tohum iğnesi,
yorgancılık, oyacılık, boyacılık (sibbeğ), dericilik (dabbağ),
sabunculuk, dokumacılık, şal ü şapik (özel bir kumaş
dokumasıdır) kilimcilik, halıcılık (yün ve ipek), semercilik,
keçecilik, tahta oymacılığı, geçmişten günümüze kadar
yapılan el sanatlarıdır. Bunların bir kısmı ne yazık ki
kaybolmak üzeredir.
Telkari diye adlandırılan altın ve
gümüş işleme sanatı Mardin'in el en önemli el sanatlarından
biridir. Telkari, tel haline getirilmiş gümüşü veya altını
tahta üzerinde açılmış oyuklara kakarak ve gömerek yapılan
süslemedir. Bir el çekici ve ayak körüncen ibaret basit bir
düzenle, tel halindeki gümüş ve altından güzel motiflerle süslü
tabak, kaşık, vazo, tespih, bilezik, yüzük, kolye, kemer, küpe,
gondol, şekerlik, sigaralık, kibritlik, tepsi, mücevharat kutusu,
takunya, ve daha pek çok malzemeler üretilmekteidr. Bu alandaki
ustalıklarından ötürü Süryaniler için "kumaşın ve
altının sihirbazı" derler. Bakırcılık ve kalaycılık ise
hala yaşayan el sanatlarındandır.
Hamur ve yumurta olan
Zingil, isfire, ıpsise gibi tatlı çeşitleri vardır.



|