Bu yıl mübarek üç aylar 3 Haziran 2011 Cuma günü başlayacak. Üç ay
orucu tutmak isteyenlere duyurulur. Üç ayların sizler için hayırlara
vesile olmasını temenni ederiz.
Mübarek üç aylar hakkında yeterli
bilgiye sahip miyiz? Bu ayların önemi nereden geliyor. Peygamber
efendimizin bu aylara özel yaptığı sünnetleri var mıdır? Biz bu mübarek
aylarda neler yapmalıyız? Üç ayların fazileteri nelerdir? Bütün bu
soruları kendinize soruyorsanız sizin için derlediğimiz bu yazımızda bu
sorularınızın cevaplarını bulacağınızı sanıyoruz. Mübarek üçaylar tüm
İslam alemi için hayırlara vesile olur temennisi ile yazımızı sunuyoruz:
Cenâb-ı Hakk (c.c.) biz mü’minler için rahmeti, feyiz ve bereketi bol
olan günler ve aylar halketmiştir. Nasıl ki haftanın günleri arasında
Cuma günü faziletli bir gün ise, “üç aylar” olarak bilinen Receb, Şaban
ve Ramazan ayları da fazileti büyük, feyiz ve bereketi bol, mübarek
aylardır. Zira Receb ayı girince Peygamberimiz (s.a.v.): “Allahım! Receb
ve Şaban’ı bize mübarek kıl! Bizi Ramazan’a ulaştır!”(1) diye dua
ederlerdi.
Bu ayların Müslümanlarca değerli
addedilmesinin sebeplerinden birisi de Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu
aylar hakkında verdiği haberlerdir. Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz;
“Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır.”(2)
buyurmuştur.
Üç aylara kutsiyet kazandıran diğer bir
önemli özellik beş mübarek kandil gecesinden dördünün bu aylar
içerisinde olmasıdır. Receb ayının ilk cuma gecesi Regâib kandilidir.
İslâm âlimleri, Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu gecede Yüce Allah’ın manevi
ikramlarına eriştiğini, bu sebeple şükür ve hacet için namaz kıldığını
bildirmektedirler. Yine Receb ayının yirmi yedinci gecesi İslâm
dünyasında Miraç kandili olarak kutlanır. Beş vakit namaz bu gecede farz
kılınmış, bu gece nâzil olan Bakara sûresinin son âyetleri ile
Müslümanların sıkıntılarının sona ereceği ve ümmet-i Muhammed’e Allah’a
ortak koşmadıkları, tevhidden ayrılmadıkları takdirde Cennet’e
girecekleri müjdelenmiştir. Ayrıca İsrâ suresinin bir bölümünde İslâmî
emir ve yasakları özet olarak içeren âyetler de bu gecede indirilmiştir. RECEB AYI
‘Receb’ kelimesi; herhangi bir şeyden
korkmak, utanmak veya bir kimseyi heybetinden dolayı ululamak ve tazim
etmek manalarına gelir.
Cahiliye devrinde Araplar, putları için
bu ayda kurban keserlerdi. Araplar arasında mukaddes bilinen Receb ayı,
haram aylardan (eşhuru’l-hurum) biridir. “Şüphesiz Allah’ın gökleri ve
yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir.
Bunlardan dördü haram aylardır.”(3) Diğer üç haram ay ise, Zilkade,
Zilhicce ve Muharrem’dir. Receb ayı, birbirini takip eden bu üç aydan
hemen sonra gelmediği ve yedinci sırada olduğu için “Recebü’l-ferd” adı
da verilmiştir.
Haram aylarda harp etmek Araplar
arasında yasak kabul edilmişti. Bunun sebebi, Mekkelilerin bu aylarda
geçimlerini temin etmeleri ve Kâbe ziyaretçilerinin emniyetinin
sağlanması idi.
Peygamberimiz (s.a.v.), Abdullah b. Cahş
(r.a.) komutasında bir grup sahâbeyi Kureyş kervanından haber getirmesi
amacıyla Nahle’ye göndermişti. Keşif gayesiyle sefere çıkılmasına
rağmen bölükte bulunanlar, müşriklerin kendilerine yaptıkları
kötülükleri hatırlayarak kervana saldırdılar. Kervandan iki kişiyi esir
aldılar, bir kişiyi öldürdüler ve kervanı alıp Peygamberimiz’e
getirdiler. Bu olayın gerçekleştiği gün Receb ayının son günü idi.
Hâlbuki sahâbeler, Receb ayının bittiğini ve Şaban’a girildiğini
sanıyorlardı. Müşrikler bu hadisenin, savaşmanın kesinlikle yasak olduğu
Receb ayında meydana gelişini fırsat bilerek, “Muhammed, haram ayını
helâl saydı.” tarzındaki ifadelerle Müslümanlar aleyhinde propagandaya
başladılar. İşte bu olay üzerine Bakara sûresinin 217. âyeti nâzil oldu:
“Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki; ‘O ayda savaş büyük bir
günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, O’nu inkâr etmek, Mescid-i
Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında
daha büyük günahtır. Fitne ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar,
güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya
devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse
öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, âhirette de boşa gitmiştir.
Bunlar Cehennemliklerdir, orada ebedî kalacaklardır.”(4)
Bir âyet-i kerime meali:
(Allah’ın, gökleri ve yeri yarattığı günden beri, ayların sayısı on
ikidir. Bunlardan dördü, haram [hürmetli] olan aylardır) [Tevbe 36]
Resulullah efendimiz, Receb ayına çok
değer verir ve “Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve
bizi Ramazana eriştir” diye dua ederdi.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir.) [İbni Cerir]
(Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır.) [Taberani]
(Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir.) [Ebu Davud]
(Receb ayında Allahü teâlâya çok
istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde
Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler
vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]
(Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]
(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.) [Gunye]
(Receb-i şerifin bir gün başında, bir
gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb’in hepsini tutmuş
gibi sevab verilir.) [Miftah-ül-cenne]
(Ramazan ayı dışında Allah rızası için
bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar
Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Ya’la]
(Şu beş gecede yapılan dua geri
çevrilmez: Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma gecesi, Ramazan
bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İ. Asakir]
(Allahü teâlâ Receb ayında hasenatı kat
kat eder. Bu ayda bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba
kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün tutana
Cennetin 8 kapısı açılır. 10 gün tutana, Allahü teâlâ istediğini verir.
15 gün oruç tutana, bir münadi, “Geçmiş günahların af oldu” der.
Receb’de Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi. O da, Receb
ayını oruçlu geçirip oradakilere oruç tutmalarını emretti.) [Taberani]
(Receb’de, takva üzere oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip, “Ya Rabbi onu mağfiret et” derler.) [Ebu Muhammed]
Recebin ilk Cuma gecesine Regaib gecesi
denir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya
gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere,
ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Regaib, ihsanlar, ikramlar
demektir. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Regaib gecesi yapılan dua
kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar
verilir. ŞABAN AYI
Şaban ayının Araplar arasındaki eski adı
‘Azil’ idi. Araplar, Şaban ayına “şehrullâhi’l-muazzam”,
“şehru’l-kerâme” ve “şehru’l-kasîr” de derler. Şaban ayı “şuhûr-ü
selâse” denilen üç ayların ikincisidir. Şaban ayının en önemli
hususiyetlerinden birisi de, Berat gecesinin bu ayın on beşinci gecesine
tesadüf etmesidir. Berat gecesi; meleklerin inmesi, duaların geri
çevrilmeyip kabul olunması gibi daha birçok hususiyete haiz olduğu için,
içerisinde bulunduğu Şaban ayını da değerli kılmıştır.
İbn-i Mâce, süneninde, Şaban ayı ve özellikle Berat gecesi hakkında rivayet edilen şu iki hadisi kaydetmiştir:
“Şaban ayının yarısı (Berat gecesi)
gelince; gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Şüphesiz ki
Allah, o gece güneşin batmasıyla dünya semasına iner ve şöyle der:
Benden af dileyen yok mu, onu affedeyim! Rızık isteyen yok mu, rızık
vereyim! Şifa dileyen yok mu, şifa vereyim!”
“Allah Teâlâ, Şaban’ın on besinci gecesi
(Berat gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asî olanlarla Allah’a ortak
koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar.”(5)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Ramazan
ayını ibadet ve itaatle karşılama adına Şaban ayında diğer aylara
nazaran daha fazla oruç tutardı. Hz. Üsâme (r,a.) anlatıyor: “Ey
Allah’ın Rasûlü! Şaban ayında tuttuğun kadar başka aylarda oruç
tuttuğunu göremiyorum, (sebebi nedir?)” diye sordum. Şu cevabı verdi:
“Bu (Şaban ayı), Receb’le Ramazan arasında insanların gaflette
bulundukları bir aydır. Hâlbuki o, amellerin Rabbü’l-âlemîn’e
yükseltildiği bir aydır. Ben, oruçlu olduğum halde amelimin
yükseltilmesini istiyorum.”(6)
Şaban ayı, İslâm tarihinde bazı önemli
olayların gerçekleşmesi açısından da önemlidir. Bunlar hicretin ikinci
yılında kıblenin Mescid-i Aksâ’dan Mescid-i Haram’a çevrilmesi ve
Ramazan orucunun farz kılınmasıdır.
Dinimiz orucu, İslâm’ın ana
rükünlerinden biri saymıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de eski milletlere de
orucun farz edildiği rivayet edilir. “Ey iman edenler! Oruç sizden
öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.” âyet-i kerimesinde
geçen “sizden öncekiler” cümlesinden maksat sadece Yahudi ve
Hıristiyanlar değildir. Belki Hz. Âdem’den beri yeryüzüne gelen bütün
insanlar kastedilmektedir. Zira dinler tarihi, hemen hemen bütün
dinlerde bir nevi orucun varlığını ortaya çıkarmıştır.
Resulullah efendimiz, Şaban ayına çok
değer verir ve “Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve
bizi Ramazana eriştir” diye dua ederdi.
Âişe validemiz buyuruyor ki:
(Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.) [Buhari]
Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda
ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin, oruçluyken arz
edilmesini isterim.) [Nesai]
Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi]
(Şaban’da üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.) [Ey oğul ilmihali]
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece
Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok
mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen
varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]
(Şu beş gecede yapılan dua geri
çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban
bayramı gecesi.) [İ. Asakir] Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı,
Kur’an-ı kerim okumalı, Bilhassa ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim,
doğru yazılan ilmihal bilgileridir.
RAMAZAN AYI
Ramazan ayı; Kur’an ve oruç ayı olup,
içerisinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini de barındırmasıyla
izzet ve şerefi bir kat daha artan, Peygamberimiz (s.a.v.)’in
“Ümmetimin ayıdır” diye vasfettiği, iyilik, tövbe, istiğfar ve sabır
ayıdır.
Allah Teâlâ’nın düşmanı olan şeytan,
Müslümanların oruç tutmalarıyla kahrolur. Çünkü nefsin arzuları onun
vesvese ve hileleri için birer vesiledir. Yemek içmekle nefsin arzuları
kuvvetlenir. Oruç, bu arzuları kırınca şeytanın insanı aldatması
zorlaşır. Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz bu hususa işaret ederek,
“Şeytan, âdemoğlunun damarlarında, kan gibi dolaşır. Açlıkla onun
yollarını daraltınız.” buyurmuştur. Allah Teâlâ’nın düşmanını
kahretmekte Allah Teâlâ’nın dinine yardım etmek vardır. Allah’ın dinine
yardım edene de, Allah Teâlâ yardım eder. Âyet-i kerîmede; “Eğer siz
Allah’ın dinine yardım ederseniz, Allah da size yardım eder ve
ayaklarınızı sabit kılar.”(7) buyrulmuştur. Gayret ederek amel yapmak
kuldan, sonra hidayet ve başarı ile mükâfat vermek Allah’tandır. Bunun
için âyet-i kerimede; “Bizim uğrumuzda mücâhede edenlere elbette
yollarımızı gösteririz.”(8) buyrulmuştur.
Şehvetler, şeytanların tuzaklarıdır.
Şehvetine kapılan kimselere şeytanlar musallat olur. Şeytanların
musallat olduğu bir kimseye cemâl-i ilâhî açılmaz ve Allah’a mülâki
olmaktan mahrum kalır. Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz, “Eğer şeytanlar,
âdemoğullarının kalplerinde dolaşmasaydı, onlar gökler âleminin
gizliliklerini görürlerdi.” buyurmuştur. İşte bu sebepten oruç, ibadetin
kapısı, Cehennem’in ateşinden koruyan bir siperdir.(9) Bir hadislerinde
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadırlar: “Ramazan
geldiğinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar
da bağlanır.”(10)
Orucun, manevî faydalarının yanı sıra
maddî, bedenî faydaları da bilinen bir hakikattir. Peygamberimiz
(s.a.v.); “Oruçlunun ağız kokusu kıyamet günü, Allah yanında misk
kokusundan daha hoştur.”(11) buyurmuşlardır. Bazı tabipler bu kokuyu,
sıhhat alâmeti görmüşlerdir. Onlara göre vücuttaki fazla maddeler,
zayıflamış hücreler, zararlı birikimler açlık sebebiyle vücut tarafından
yakılarak temizlenirler. Burna hoş gelmeyen bu koku, tabiri caizse
ileride, kanser dâhil çeşitli hastalıklara sebep olabilecek zararlı
maddelerin yakılmasından hâsıl olan dumanın kokusudur. Bunların oruçla
yakılıp vücuttan atılması, sıhhat kaynağıdır, demişlerdir.(12)
Mübarek üç ayların gelişiyle tüm
müminlerde Allah’a itaat ve ibadet hususunda gayret belirmektedir.
Bizler de bunu fırsat bilerek tembelleşen nefislerimizi Allah’a ve
Rasûlüne itaat yarışına sevk etmeli, nefis muhasebesi yapmalı ve itaat
hususundaki eksiklerimizi telafi edebilmek için bu mübarek ayları vesile
bilmelidir. Müslümanlar olarak bu ayları kulluk şuûru içerisinde, itaat
ve ibadetle değerlendirebilirsek Cenâb-ı Hakk’ın ve Rasûlullah (s.a.v.)
Efendimiz’in sevgi ve rızasını kazanmaya yol bulabiliriz.
“Allah’ım! Bize Receb’i ve Şaban’ı mübarek kıl ve bizi Ramazan’a kavuştur!”
Peygamber efendimiz, Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:
(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz
kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır,
şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha
kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her
hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]
(Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai]
(Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi]
(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma,
sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan
günahlara kefaret olur.) [Taberani]
(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]
(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur]
(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]
(İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]
(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği,
kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu
sofrası, ancak oruçlular içindir.) [Taberani]
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz,
zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda
yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan
yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları
affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da
sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.
Bu ayda, emri altında bulunanların,
işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler
de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah,
esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş
yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya
saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.
Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği
kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır.
Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.
Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir
gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç
yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.
İftarda acele etmek ve sahuru
geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye
muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.
Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar
edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü
teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.
Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi
gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları
açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır.
Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına
yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda
bulunmayı, hepimize nasip eylesin!
Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet
etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması
gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.
Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup,
gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]
(Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]
(Ramazan orucunu tutup ölen mümin, Cennete girer.) [Deylemi]
(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda,
günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak
Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]
(Ramazan ayında ailenizin nafakasını
geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi
sevaptır.) [İbni Ebiddünya]
(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) [Deylemi]
(Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]
Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok
sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte,
(Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu
oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu.
(Tirmizi) Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.
|