Ana Sayfa  Sohbet  Video  Şarkı Sözleri  Sağlık  HikayeLer  Arama Site Map İletişim

Menü

   Ana Sayfa
   Sohbet Sitesi
   Chat KanaLı
   CanLı Sohbet Çet
   Video
 Ask HikayeLeri
 Bebek isimLeri ( Erkek )
 Bebek isimLeri ( Kiz )
 Bedava Chat
 Bedava FiLim izLe
 Biyografi
 Burçlar
 CanLi TeLevizyon izLe
 Cilt Bakimi
 CinseLik
 Dini isLam BöLümü
 Dizi izLe
 DuygusaL Müzik Video
 GeLinlik ResimLeri
 Gercek HikayeLer
 Gercek itirafLar
 GüzeL SözLer
 HaberLer Sayfasi
 Hava Durumu
 iL iL Türkiyemiz
 istanbuLu Ankarayi CanLi izLe
 Kadin SağLigi
 Komik Fikralar
 Komik ResimLer
 Komik VideoLar
 Komik Yazilar
 Korkunç Araba KazaLari
 Kürtçe Müzik Video
 Magazin HaberLeri
 Manken Resimleri
 Mp3 Video 2011 KLibLer
 Msn Messenger
 OyunLar Yaris Oyunu
 ProgramLar
 ResimLer
 Rüya TabirLeri
 SagLik YaSam
 Sarki SözLeri
 SiirLer GüzeL SiirLer
 SiirLi ResimLer
 Siteme Sohbet EkLe
 Sms Cep TeLefon SözLeri
 Sohbet Chat SiteLeri
 Spor HaberLeri
 TakimLar
 Video
 Video KLip izLe
 Yemek Tarifleri
 Örgü Çesitleri
    İletişim

 imkansiz Ask Hikayesi En Güzel imkansiz Ask Hikayesi izLe Oku DinLe

Okunma

201

imkansız aşk hikayesi Mem û Zîn Ehmedê Xanî

Cizre hükümdarlarından Mir Abdullah'ın oğlu Mir Zeynuddin zamanında (854 Hicri, 1451/1451 Miladi) yıllarında olay meydana gelmiştir.Kürt şairi, bilgini olan Ehmedê Xanî tarafından yazılmış ve 1695 yıllında tamamlanmıştır. Bu bu eserin hangi tarıhte yazılmış olduğu hakkında hiçbir belge yoktur. 1690 yılında yazmaya başladığı söylenmektedir.Xanî'nin, hangi tarihte doğup hangi tarihte vefat ettiği hakkında da kesin bilgiler mevcut değil. Buna rağmen Xanî'nin (1651/52) yılında Hakkârî bölgesinde bulunan Xân köyünde dünyaya geldiği ve ismini buradan aldığı yargısı güçlüdür.

Ehmedê Xanî, Kürt edebiyatına can verenlerin başında gelmektedir. Ve Kürt halkına birçok eser armağan etmiştir. Bu eserlenden biri (şaheseri) olan Mem û Zîn'dir.

Ahmedê Xanî, bu olaydan yaklaşık olarak 240 yıl sonra Cizre'ye gelmiş ve eserini yazmıştır. Bu ölümsüz eser hakkında günümüze kadar onlanca inceleme kitabı ve yüzlerce makale yayınlanmış, konferanslar düzenlenmiş, tartışmalar yapılmıştır.

sonu olmayan sınırsız güzelliğin, sonu gelmez aşıklarının destanıdır. fakat aşıklarla arzu sahipleri ayrıdır, bazısı faydalanmak ister, öteki feda olmak. bazıları canları için ister cananı, bazıları da cananları için verir canı. kimisi kavuşmak ister, tacdin gibi. kimi de derdi seçer, mem u zin gibi.

Yukarıda ki resim Mem u Zin 'in Şırnakta bulunan türbesidir...

...


sulara baktığı zaman, kanlı gozyaşları her iki gözünden akardı, bahçenin alanı bülbülün aşkına dondu, gül suyuyla gülleri sulardı. gerçekten bir cam ağacına benzeyen boyunu, parlak güneş gibi ışıklı olan yanagını, öylesine yerlere sürterdi ki, toprakları ve tarhları sıkardı. toprak onun icin ah ederdi, taşlar inlerdi, ağaçlar onun icin vah ederdi, yapraklar sızlardı. dertlerin elinden çektiği zaman, feleğin aynasının yüzünü karartırdı. kendi rengiyle güllerin rengini soldurdu, kendi sesiyle bülbülü mahzun kıldı. bülbül onunla ses ortağı olamazdı, kırmızı gül de onunla renk ortağı olamazdı.

....

işte o ağırbaşlı dağ ve sakin deniz, aşk tarafından hafifletilmiş, delirtilmişti, yani hasta ve fena halde olan mem, zayıflık tarafından cok perişan olmuştu. halk şehirden çıktığı gün, zin hayalinin sevdası onun başına vurdu. aşk derdinden sarhoş ve hasta olan mem reyhanlara sümbüllere baktı; " ey gül! gerçi sen de nazeninsin, ama sen nerede, zinin yüzünün rengi nerede?

***************


Mem u Zîn Hikayesi

 

 

Cizre Beyi, Mir Zeynuddin'in Zîn ve Sitî adlarında iki tane bacısı vardı.

Zîn, beyaz tenli, beyin can ciğeriydi. Bey onu çok severdi. Sitî ise esmer, selvi boylu biriydi. Tacdin, Beyin Divan Vezirinin oğluydu. Hikâyenin ana kahramanı Mem ise Tacdin'in manevi kardeşi ve dostuydu. Botan bölgesinde baharın müjdecisi olan Mart ayında (21 Mart Newroz), eğlence ve bayram günlerinde çoluk - çocuk bütün Cizre halkı kırlara çıkar süslenirlerdi.

İşte böyle bir günde Mem ile Tacdin, yöredeki köse geleneğinin de bir tür etkisiyle kendilerine kızlar gibi süs verip ve kıyafet değiştirerek şenliğe katılırlar. Şenlik alanına vardıklarında erkek kıyafetli iki kişiyi görürler (onlar Sitî ile Zîn'di). Onları görür görmez ikiside yere düşüp bayıldılar. Sitî ile Zîn bayan kıyafetli iki erkeği iyice süzerek onlar sezmeden kendi yüzeklerini onların parmaklarına geçirip oradan ayrılırlar. Mem ile Tacdin ayıldıklarında kendilerinin bezgin ve sersemlemiş bulurlar. Bu esnada Tacdin Mem'in parmağında, üzerinde Zîn yazılı mücevheri fark eder, Tacdin Mem'ın parmağına doğru elini uzatınca Mem de onun parmağında bulunan paha biçilmez ve üzerinde Sitî yazılmış olan yüzüğü görür. İkiside Sîti ve Zîn'in ne yapmış olduklarını anlarlar.

Sitî ile Zîn dadıları olan Heyzebun'a anlatırlar. Dadıları bir hekim kılığına girerek hasta olan Mem ve Tacdin'in yanına varıp, Sitî ve Zîn'inde onlar gibi yandığını söyler ve yüzükleri geri ister. Tacdin yüzüğü geri verir. Fakat Mem 'bununla yaşıyorum' diyerek yüzüğü vermez.

Mem ile Tacdin kalkıp arkadaşlarına durumu anlatırlar. Bunun üzerine Tacdin için Cizre'nin önde gelenleri aracı olurlar ve Cizre Bey'inden Sitî'yi Tacdine isterlerler.

Bey, Tacdin'e Sitî'yi verir. Böylece yedi gün yedi gece düğün yapılır.

Aslen Botanlı olmayıp İran'ın bir köyünden (Merguverli) olan Beko, Bey'in kapıcısıdır. Tacdin Beko'yu hiç sevmez. Bey'e kaç sefer bu adamın kapıcılığa layık olmadığını söyler fakat Bey her defasında, 'değirmenimiz onunla dönüyor. Köpekler de kapıcıdırlar' der. Beko, Bey'in Zîn'i Mem'e vermemesi için 'Efendim, Tacdin kendi tarafından Zîn'i Mem'e vermiş.' yalanını uydurur. Bunun üzerine kızan Bey, "And içerim ki, Zîn'i eş olarak Mem'e vermeyeceğim. Ben Kürde kız vermem!" der.

Bey'in ava çıktığı bir günde Mem Zîn'i görmek için bahçeye girer. Mem'i gören Zîn birden yıkılıverir yere. Bu sırada Mem onu görmez gül ve reyhanları seyrederek şöyle der:

'Ey gul! Eger tu nazenînî, / 'Ey gül! Gerçi sen de nazeninsin,

Kengê tu ji rengê ruyê Zîn'î / Sen nerde, Zin'in yüzünün rengi nerde?

Ey sınbıl! Eger heyî tu xweş bû, / Ey sünbül! Gerçi senin güzel kokan var,

Reyhan ji te bûyîne sîyehrû, / Reyhan senin için kara yüzlü olmuş.

Hun ne ji mîsalê zilfe yarin / Fakat siz yarimin zülfine benzemezsiniz.

Hun her du fızûl û he zekarın / İkiniz de arsız ve herzecisiniz.

Ey bılbıl! Eger tu ehlê halî / Ey bülbül! Gerçi sen de aşk adamısın,

Perwanyê şem'ê werdê alî, / Kırmızı gül mumunun pervanesisin.

Zîn'a me ji sorgula te geştir / Benim Zîn'im senin kırımızı gülünden daha şendir.

Bext'ê me ji talıê te reştir' / Benim bahtım da senin talihinden daha karadır.'

Mem bunu söyledikten sonra Zîn'i görür ve o da orada bayılır. Ava giden Bey, avdan dönünce Mem'i bir abaya sarılmış bir şekilde bahçede görür. Mem, 'Beyim, biliyorsunuz ben hastayım canım sıkıldı gezeyim derken sonra kendimi burda buldum' der. Bey'in yanında bulunan Tacdin abanın altında Zîn'in saçlarını görür, durumu anlayan Tacdin, Bey'i ikna ederek divana doğru götürür. Daha sonra eve gidip Sitî ve çocuğunu evden çıkararak, evi ateşe verir. Böylece Mem ile Zîn'in kurtuluşu için Tacdin evini feda eder. Emsali görülmemiş bir dostluk örneğini sergiler.

Beko'nun oyunlarıyla beyle satranç oynamaya ikna edilen Mem başlangıçta ilk üç oyunu alır. Beko Mem'in iyi oynadığını görünce Mem'in yönünü Zîn'e doğru çevirir. Zîn'i görüp hayallere dalan Mem, Bey'e yenilir. Sevgilisinin Zîn olduğunu öğrenen bey Mem'i zindana atar.

Bir seneye yakın zindanda kalan Mem, Zîn'in hasretine dayanamayıp ölür. Mem'in cenazesinin kaldırıldığı esnada Tacdin Beko'yu görüp öldürür.

Beko'nun öldüğünü gören Zîn, bakın hakkında ne düşünüyor:

'Ey şah û wezirê izz-û temkin! / 'Ey izz ve temkinli şah ve vezir!

Ez hêvî dikim ne kin înadê / Rica ediyorum inat etmeyiniz,

Der heqqê vi menbeê fesadê / Bu fesat kaynağı hakkında.

Lewra ku xwedanê ins û canan / Çünkü insanlar ve cinlerin Allahın,

Wi xaliqe erd û asimanan, / Yer ve göklerin yaratıcısı,

Roja ewî hubbe da hebîban / Sevgiyi, sevgilileri verdiği gün,

Hıngê ewî buxzê da raqiban / O zaman buğzu da rakiblere verdi.

... / ...

Em sorgulin, ew jibo me xare / Biz kırmızı gülüz, o bizim için dikendir

Em gencîn û ew jibo me mare / Biz hazineyiz o bizim için yılandır.

Gul hıfz-ı di bin bi nûkê xaran / Güller dikenlerin gagasıyla korunur,

Gencîne xwedan di bin bi maran / Hazineler de yılanlarla beslenir.

... ...

Ger ew ne bûya di nêv me hail / Eğer o olmasaydı aramızda engel,

Işqa me di bû betal û zail' / Aşkımız da bozulur ve zail olurdu.'

"Nasıl ki bir gülü diken, hazineyi de yılan koruyorsa, bizim de bekçimiz (köpeğimiz) Beko olacaktır." Diyen Zîn, Mem'in mezarının başında devamlı ağlayarak şöyle der:

'Ey vücudumun ve canımın mülkümün sahibi,

Ben bahçeyim, sen de bahçıvan

Senin bahçen sahipsizdir

Sen olamazsan onlar neye yarar

Kaşlar, gözler, zülüfler neyedir.

Zülfümü tel tel çekeyim

Sonra yarim sen beni belki değişik görürsün

En iyi hepsi yerinde kalsın

Hakk'a emanetim teslim ediyim.'

diyerek yapıştığı Mem'in mezar taşında canını verir. Bey, Zîn'i gömmek için Mem'in mezarını açtırarak Zîn'in sarkıtıldığı esnada seslenir ve şöyle der:

"Memo! Al sana yar!" der

*********

Xanî, bu aşk hikâyesini, Kürt halkı arasında oldukça yaygın olan ve sözlü gelenek yoluyla yüzyıllarca dilden, dile dolaşan 'Memê Alan Destanı''ından esinlenerek yazmıştır. Mitolojik bir nitelik kazanan

bu destan M.Ö.'den bu yana halk arasında, daha çok 'dengbêj' 'ler tarafından ve özellikle uzun kış gecelerinde ard arda uzayıp giden gecelerde manzum ve bazen de anlatıcı durup mensur (hikaye edici bir dille) a

nlatırdı. Uzun soluklu bu dengbêjleri, halk âdeta büyülenmiş bir şekilde ve kendinden geçercesine saatlerce dinler ve onu takip eden gecelerde hikâyenin

sonunu büyük bir sabırsızlık ve merakla beklerdi. Halkın ilgisini göre anlatıcısı da hikâyenin kısa veya uzunluğunu belirler. Xanî, 'Mem û Zîn' ' i XVII. Yüzyılın

sonlarında yazmıştır. O dönemde yazılmış olan bütün eserlerde Arapça ve Farsça'nın etkisi altında kalıp bu dillerden kelimeler mevcuttur. (Bu Divan Edebiyatı'nın

da bir özelliğidi.) Bunda dolayıdır ki bu Mem û Zîn'de de bu etkiyi görebilmek mümkündür. Buna rağmen bu eser, Kürt dilinin ve zengin kültürünün ispatıdır. Xanî'nin, 'Kurmancım, kûh-î kenarî ' (Kürdüm, dağlıyım, kenardanım) deyişi,

sanırım birçok sorunun cevabı niteliğindedir. Bu eser, ilk olarak Ahmed Faîk tarafından (1143 hicri-1730 miladî) yılında Azeri Türkçesine çevrilmiştir.

Sırrı Dadaşbilge, 1969 yılında nesre çevirip, beyitlerini sadeleştirmiştir. 42 yaprak 83 sayfadan meydana gelmiş bu çevirinin ilk sayfası zayidir. Faîk,

Ehmedê Xanî'den 35 yıl sonra çeviri yapmıştır. İki ayrı yerden kendisinden bahsetmekte olan Faîk ayrıca gazellerin son beyitlerinde mahlaz kullanmıştır.

İkinci olarak Abdulaziz Halis Çıkıntaş 1906 yılında Türkçeye çevirmiştir. Fakat kitap bir türlü basılamaz. Arapça, Fransızca, Almanca, Rusça başta olmak üzere birçok

dile çevrisi yapılmıştır. 1968 yılında M.Emin Bozarslan tarafından Türkçeye çevirilmiştir. Leyla ile Mecnun, Romeo ve Juliyet gibi Mem û Zîn'de dünyanın ölümsüz edebi eserleri arasında yerini almıştır. Ve yine bu eserlerdeki gibi

Mem û Zîn'de de beşeri aşktan ilahî bir aşka yükseliş vardır. Bu aşk etrafında Xanî, çağın sosyal, kültürel, dini ve idari durumunu güçlü bir şekilde tasvir

etmiş, bölge (Botan bölgesi)'nın törelerini, bayramlarını (Burada Newroz bayra**nın yeri oldukça önemli...), bayramlarla birlikte av partilerini,

kır eğlencelerini kısacası halkın bütün yaşantı tarzlarını görebilmek mümkündür. Aşk unsurunun yanında, dağlardan (Cudi, Tura 'Tur dağı'), sulardan

(Özellikle Dicle nehrini), ağaçlardan, hayvanlardan, kuşlardan (Bülbülün önemi büyük), bitkilerden (Bülbülle bağlantılı olarak gül'den ), renklerden,

kokulardan sık sık bahsetmekte bunları okuyucunun zihninde canlandırıp adete gözler önüne sermektedir



  Yorumlar

 
Ankara'da PatLama Videosu izLe Seyret CanLi Yangin


Evde şiddet gören kadınlar video izle evde dayak yiyen kadınlar ne yapmalı


Yemen'de Catisma 6 ÖLü


Saban ogLu saban Filmini seyret Sahban ogLu sahban Filmi izlesene indir


YiLdiz TiLbe 2009 Tek Düşüncem Sensin Şarkısını dinLe indir YükLe


OnLine Roman Havasi DinLe Roman MuzikLeri indir Roman Radyo DinLe


Kek TarifLeri KoLay Kek TarifLeri Oktay Usta Kek Tarifi ResimLi


FatmaguLun Sucu Ne FuLL BoLumLeri izLe Son BoLum Seyret Yeni BoLum Hd izLe


Korkunc HikayeLer Korkutan Gercek HikayeLer +16 HikayeLer


En GuzeL Ask Siir DinLe indir Ask SiirLeri


 Sohbet Siteleri |  Chat Siteleri |  Avrupa Sohbet |  Avrupa Chat |  Sohbet Odaları |  Chat Odaları |  Sohbet Kanalları |  Chat Kanalları |  Canlı Sohbet |  Canlı Chat |  Sohbet Sayfaları |  Chat Sayfaları |  Çet Sayfaları |  Çet Siteleri |  Cet Siteleri |  Sohbet Sitesi |  Chat Sitesi |  Sesli Chat |  Chat Sohbet |  Çet Sohbet |  Aşk Sohbet |  Türk Sohbet |  Türkçe Sohbet |  Türk Yeri |  Gurbetçi Sohbet |  Almanya Sohbet |  Fransa Sohbet |  Hollanda Sohbet |  Kolay Sohbet |  Sevgi Siteleri |  Sevgi Sohbet |  Temiz Sohbet |  Güzel Sohbet |  Özlem Sohbet |  Sohbet Et |  Evlilik Siteleri |  Sohbet Yeri |  Sohbet Adresleri |  Bedava Sohbet |  Java Sohbet |  Arkadaşlık Siteleri |  Muhabbet Siteleri |  Kelebek Sohbet |  Site Map |  SiteMap.html | Sohbet Siteleri | Avrupa Chat | Chatrulette | Chat Siteleri | Avrupa Sohbet | Sohbet Sohbet