|
çarkin'in 3 SayfaLik Dehset ifadesi CanLi izLe Oku Haberini Videosunu |
06 Haziran 2011 Pazartesi 18:54
Avukat Yusuf Ekinci'nin
1994'te öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan Susurluk
davası hükümlüsü eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın, mahkeme
ifadesinde, "Geçmişe ilişkin gerçeklerin üstünün örtülmesini
istemiyorum. Tamamen gerçeklerin ortaya çıkmasına yardımcı olmak
istiyorum" dedi.
Çarkın, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimliğinde,
Hakim Selahattin Türkeli'ye verdiği 3 sayfalık ifadesinde, "Tamamen
kendi içinde oluşan vicdani muhasebe sonucunda yılların birikimi olan
gerçeklerin açığa çıkmasını istediğini ve ilgililerin cezalandırılması
amacıyla ifade verdiğini" kaydetti.
Ayhan Çarkın, "Geçmişe
ilişkin gerçeklerin üstünün örtülmesini istemiyorum. Tamamen gerçeklerin
ortaya çıkmasına yardımcı olmak istiyorum. Adaletin de bana yardım
etmesini istediğimden bu ifademi veriyorum" diye konuştu.
Polislik
mesleğine nasıl girdiğine ilişkin bilgiler veren Çarkın, 1993 yılında
Ankara'ya geldiğini ve Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Özel
Harekat Daire Başkanlığında çalışmaya başladığını, ancak Ankara'da
tasvip etmediği olaylara şahit olması ve çalışma ortamının da hukuki
olmadığı gerekçesiyle tayinini isteyerek İstanbul'a gittiğini söyledi.
Bu
sefer de peşinin bırakılmadığını ve Sedat Bucak'ın koruması yapıldığını
ifade eden Çarkın, Ankara'da çalışırken tanıdığı Abdullah Çatlı'dan,
"Beni buradan kurtar" diye yardım istediğini ve İstanbul'a tayin
olduğunu, 1996 yılında susurluk
kazası olarak bilinen kazaya kadar polislik yaptığını, ondan sonra
açığa alındığını, sonrasında da yargılanarak ceza aldığını anlattı.
Geçimini şu anda çay ve kahve satarak sağladığını ifade eden Çarkın, ilk kez 1990 yılında uyusturucu aldığını, kokain ve esrar kullandığını, en son 1-2 ay önce esrar kullandığını belirtti.
Mecit Baskın'ın öldürülmesi
Altındağ
Nüfus Müdürü Mecit Baskın'ın öldürülmesine ilişkin bilgiler veren
Çarkın, şunları kaydetti: "O zaman Özel Harekat Daire Başkanı olarak
İbrahim Şahin görev yapıyordu. Mecit Baskın Altındağ Nüfus Müdürüydü.
Bize söylenen bu kişinin Emniyete intikalini sağlamaktı. Bilgisine
başvurulacağı söylendi. Biz istihbaratımızı yaptık, Oğuz Yorulmaz, Ercan
Ersoy ve ben 1 haftalık çalışma sonucunda kendisini üçümüz gidip
Altındağ Nüfus Müdürlüğünden emniyete davet ettik.
Ayhan Akça,
Ziya Bandırmalıoğlu, Seyfettin Lap ve Ahmet Sakarya'nın olduğu araçta
Mecit Baskın emniyete götürüldü. Biz istihbaratımızı yapmıştık. 'Daire
başkanlığına gidiyoruz' diye Ayhan Akça'nın içinde bulunduğu araçta
diğerleri daire başkanlığına gitti, biz de bir müddet sonra daire
başkanlığına gittik. Orada yoktular.
Bunun üzerine İbrahim
Şahin, 'Burada ne işiniz var? Gidin onlarla buluşun' dedi. Onlarda bir
mesaj aleti vardı. Onunla Gölbaşı'nda olduklarını anladık. Yanlarına
gittiğimizde Mecit Baskın'ın ölmüş olduğunu gördük. Kimin öldürdüğünü
bilmiyorum. Orada Ayhan Akça ile kavga ettik, 'Bu ne biçim görev, bu ne
biçim iştir' diye söyledim. 'Bu işi daire başkanı biliyor, sen karışma'
dedi. Biz birbirimize yumrukla girdik. Daha sonra oradan uzaklaştık.
Ceset orada kaldı. Olay yerinde Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu,
Seyfettin Lap, Ayhan Özkan, Ahmet Sakarya vardı. Biz Oğuz Yorulmaz ve
Ercan Ersoy ile birlikte aynı araçla sonradan gitmiştik. O günden sonra
onlarla Emniyetteki ilişkilerimiz bozuldu."
"Ayhan Akça tarafından öldürüldü"
"Avukat
Yusuf Ekinci'nin ise Yusuf Yüksel isimli komiserin kullandığı arabayla
bürosunun önünden gündüz vakti alındığını" belirten Çarkın, ifadesine
şöyle devam etti: "Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Enver Ulu, Ahmet
Sakarya, Ayhan Özkan, Şahin ve Sait vardı, sivil insan da vardı.
Gölbaşı'na giderken Ümitköy yolu sapağından sağa dönüldü. Yakın bir
mesafede Ayhan Akça tarafından öldürüldü.
Başkasının kurşun atıp
atmadığını bilmiyorum. Ayhan Akça bana 'Bacanak seni göreyim, al bir
siftahın olsun, sen de milli ol' diye Uzi marka silah verdi. Ben de
silahı fırlatıp attım. Aramızda tartışma çıktı. Daha sonra İbrahim Şahin
ile aramızda sorun çıktı. Biz birbirimizle yumruklaştık. Ben kendimi
polislikten ihraç ettirmek istedim.
Özel harekat grubunun
içerisinde bir de Siirt Grubu vardı. Siirt'ten gelen terörle mücadele
grubu ile İbrahim Şahin orada da beraber çalıştığı için bu grup etkindi.
Yusuf Ekinci'nin ne amaçla öldürüldüğünü bilmiyorum. Ben bazen
sorduğumda, 'Milli Güvenlik Kurulu ve devletin bilgisi dahilinde oluyor'
diye bir şeyler söyleniyordu."
Korkut Eken'in danışman olarak
görev yaptığını belirten Çarkın, "Namık Erdoğan'ın öldürülmesine ilişkin
herhangi bir bilgisi bulunmadığını" ifade etti.
"Yıllardır bu olayları unutamadım"
Çarkın,
Avukat Faik Candan'ın öldürülmesiyle ilgili olarak, "Faik Candan,
bürosundan alındıktan sonra Oğuz, ben ve Ercan Ersoy bizim kullandığımız
arabayla gittik. Biz avukatın bulunduğu aracı takiben peş peşe 4 veya 5
araçla gittik. Gölbaşı'ndan sonra biz araçla devam ettik. Konya yolunda
sol tarafta açık arazide Ahmet Sakarya'nın öldürdüğünü kendi beyanıyla
duydum. Ondan sonra ben aylarca göreve gitmedim. İhraç edilmek istedim,
silahı da bıraktım. Sonra peşimi bırakmadılar. Abdullah Çatlı'nın
yardımıyla İstanbul'a gittik" dedi.
İstanbul'da tanık olduğu
olayları anlattığını, onların soruşturmasının da İstanbul Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından sürdürüldüğünü kaydeden Çarkın, Ankara'da somut
olarak bildiği 3 eylem olduğunu, takip ettiği kadarıyla 1996 yılına
kadar Ankara'da bulunan grubun birçok olayları olduğunu söyledi.
"Bu
olayların içinde olmaktan üzgün olduğunu ve bu oluşumların açığa
çıkarılmasını istediğini" ifade eden Çarkın, "Yıllardır bu olayları
unutamadım. Bir şekilde bu gerçeklerin açıklanması gerekir. Bu
gerçeklerin, ortaya çıkmadan bu şekilde kalmasına vicdanım el vermedi.
İnsanoğlunun değerlerine aykırı bir durumdur" diye konuştu.
Bu oluşumları, yargılandığı İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde anlattığını, ayrıca Meclis'te kurulan susurluk
olaylarını soruşturmak için oluşturulan komisyonda bunları detaylı bir
şekilde olmasa da dönemine göre anlaşılacağı bir dille anlattığını
hatırlatan Çarkın, "Biz o zaman yetkililerden yardım istedik. 'Bize
destek olun, bu iş böyle devam etmesin' dedim. Fakat sonra
arkadaşlarımızdan Oğuz Yorulmaz vuruldu, Ahmet Sakarya'ya da kanser dediler. Buna inanmıyorum. Sami Gece'nin ölümüne de kanser dediler" şeklinde ifade verdi.
Çarkın'ın,
"kendi anlatım ve beyanları, yer gösterme ve otopsi tutanakları ve
dosya kapsamında şüphelinin suç işlemek için kurulan örgüt faaliyeti
çerçevesinde birden çok insanın tasarlayarak öldürülmesi eylemine
katıldığını gösteren olguların bulunması, atılı suçun CMK'nın 100/3.
maddesinde sayılı suçlardan olması, delillerin henüz tamamıyla
toplanmamış bulunması ve bir tutuklama sebebinin var olması karşısında
CMK'nın 100. ve devam maddeleri gereğince tutuklanmasına" karar
verildiği kaydedildi.
|
Yorumlar |

|
|